Bölüm 1 / 16
Demir Kapının Ardında
Zeynep, Demir malikanesinin demir kapısından içeri adım atarken babasının cinayet dosyasını bulma umuduyla nefesini topladı. Avluya ayak bastığında topuk sesleri taş zeminde yankılandı; hafif çiseleme yanaklarına dokundu. İçerisi loştu, eski ahşap ve puro dumanı kokuyordu. Boğazında metal bir tat vardı.
"Hoş geldiniz, Zeynep Hanım," dedi gri takım elbiseli Selim Kaya. Gözleri şüpheyle parlıyordu. "Aras Bey sizi bekliyor."
Bekliyor muydu? İçinde, burada olmak ölüm fermanı gibiymiş hissi yükseldi ama geri dönemeyeceğini biliyordu. Babasının dosyası buradaydı; adalet bu duvarların ardında saklıydı.
Ofisine yerleştirildiğinde etrafı hızlıca taradı. Küçük, avluya bakan bir oda: eski bir bilgisayar, birkaç klasör, solmuş bir orkide. Orkideyi görünce dudaklarının kenarı titredi; annesiyle suladıkları anı geldi aklına. Gözlerini kırpıp odaklandı. Şimdi iş zamanıydı.
Selim'in verdiği şifreyle muhasebe kayıtlarına girdi ve güvenlik zafiyetlerini not aldı. Koridorlarda kameralar seyrekti, personel odaları kilitli değildi ama ana ofisin kapısı parmak iziyle açılıyordu.
"Parmak izi," diye mırıldandı, ardından bir plan kurdu: Selim'in parmak izini alıp gece dosya odasına sızacaktı.
Öğleden sonra mutfakta bir kadınla karşılaştı. "Sen yeni muhasebecisin, değil mi?" diye sordu Lale Demir, kahvesini karıştırırken. Gülümsemesi sıcaktı ama gözleri yorgundu.
"Evet," dedi Zeynep.
Lale alçak sesle, "Ben de bu aileden bıkanlardanım," dedi ve arkasını döndü. Zeynep, bu sözü zihnine kazıdı; belki Lale müttefik olabilirdi, ama şimdilik herkesten şüphelenmeliydi.
Koridorda bir kapı ardında boğuk sesler duydu. "Kaan yine iş çeviriyor," dedi birisi. "Aras bunu duymamalı." Zeynep adımlarını hızlandırdı.
Akşamüstü koridorun sonunda Aras Demir'i gördü; cama yaslanmış dışarı bakıyordu. Buz mavisi gözleri, keskin çene hattı, sol elindeki yüzük izi—tehlikenin vücut bulmuş haliydi. Aras başını çevirip kısa bir an bakışlarını onunkilerle buluşturdu.
Zeynep başını öne eğip ofisine döndü, kapıyı kapattığında elleri titriyordu. "Sakin ol," dedi kendi kendine; birkaç derin nefes aldı.
Gece yarısı malikane uykuya daldığında Zeynep hazırdı. Siyah eşofman, saçlar toplu, ayaklar çıplak; kameraların kör noktalarını hemen hatırladı. Selim'in odasına sızıp onun parmak izini alması gerekiyordu. Kapı aralıktı; içeri sokuldu ve masadaki cam çerçeveyi nazikçe aldı.
Ayak sesleri duyunca dondu, nefesini tuttu. Sesler yaklaşıp uzaklaştı, sonra kesildi. Hızla çerçevedeki izi bantla kaplayıp cebine koydu ve dosya odasına yöneldi. Kapıyı bantla açtığında içerisi karanlık ve tozlu kokuyordu. Rafları karıştırdı; parmakları 'K' harfine geldiğinde "Kayıp Dosyalar" yazan klasörü çekti. Tam açacakken arkadan ayak sesleriyle dondu. Kapı gıcırtıyla açıldı.