MyStoryBölüm 2 / 16

Bölüm 2 / 16

Karanlığın İçinde

Kapının ardındaki yüzü görünce Zeynep'in midesi düğümlendi. Selim Kaya elinde el feneriyle onu süzüyordu.

"Zeynep Hanım," dedi sakin bir tonda. "Gece yarısı dosya odasında ne işiniz var?"

Zeynep klasörü göğsüne bastırdı, sırtını rafa yasladı. Parmakları titredi. "Uyuyamadım, eski kayıtları karıştırmak istedim."

Selim bir adım yaklaştı, el fenerini yukarı tuttu; ışık gözlerini kesti. "Bu saatte mi? Üstelik ayakkabısız?"

Zeynep ayaklarına baktı; çıplak parmakları tozlu zeminde. "Alışkanlık," dedi, gülümsemeye çalışarak. "Geceleri sessiz olmayı severim."

Selim başını salladı. "Aras Bey'in haberi var mı?"

O anda Zeynep'in boğazına bir düğüm takıldı. "Hayır. Ama söylemeyi düşünüyordum."

"Söyleyin o zaman." Selim kapıya işaret etti. "Ben size eşlik edeyim."

Zeynep çaresizce başını salladı, klasörü bırakıp yürüdü. Parmak izini almış olabilirlerdi; dosyayı göremeden yakalanmıştı. Aras'ın karşısına çıkmak zorundaydı.

Aras'ın çalışma odasının kapısı aralıktı, içeriden loş bir lamba ışığı sızıyordu. Selim tıklattı. "Aras Bey, misafirimiz var."

"Gir." Ses derinden, soğuktu.

Zeynep içeri adım attı; Aras masasının arkasındaydı, gömleğinin kolları sıvanmış, önünde bir bardak viski. Gözlerini kaldırmadan konuştu: "Küçük, gece yarısı ne arıyorsun dosya odasında?"

Kelime omurgasından aşağı bir ürperti gönderdi. "Dedim ya, uyuyamadım."

Aras başını kaldırdı; buz mavisi bakışları onu delip geçti. "Yalan söylüyorsun." Kalktı, ağır adımlarla yaklaştı. Her adım Zeynep'i daha da gerdi. "Buraya neden geldin?"

Zeynep nefesini sayarak topladı. "İş için. Muhasebeciyim."

Aras önünde durdu, aralarında bir karış vardı. Puro ve deri kokusu hissedildi. "Senin gibi birinin burada iş araması normal değil. Hele geceleri dosya karıştırması hiç değil. Kimsin sen?"

Zeynep'in gözleri doldu, ama ağlamadı; babasının yüzünü düşündü, ona verdiği sözü. "Sadece işimi yapmaya çalışan biriyim."

Aras onu izledikten sonra, "Selim, onu odasına götür. Yarın sabah odasını, eşyalarını ara. Biriyle görüştüğünü, bir yere mesaj attığını görürsen hemen haber ver." dedi.

Selim sertçe kolunu tuttu. "Yürü." Zeynep sendeleyerek yürüdü. Aras arkadan ekledi: "Bir daha bana yalan söyleme. Hoşuma gitmez."

Kapı kilitlenince Zeynep sırtını kapıya yasladı, dizlerinin üstüne çöktü. Parmak izi hâlâ cebindeydi ama güvende hissetmiyordu; Aras ondan şüpheleniyordu. Göğsü sıkıştı. Babasının katilini bulmak zorundaydı.

Sabah kapısı açıldı, bir hizmetli kahvaltı getirdi. Peşinden Lale süzüldü, elinde çayla. "Gece uyuyamadın sanırım," dedi yatağın kenarına oturarak, gözlerinde içten bir endişe.

Zeynep doğruldu, saçını düzeltti. "Biraz gergindim."

Lale çayından bir yudum aldı. "Aras'ı boş ver. Sert görünür ama altında başka şeyler var. Bu ailede herkesin sırrı var. Seninki ne?"

Zeynep'in rengi attı.

Devamını Oku
Okumaya Devam Et