MyStoryBölüm 1 / 4

Bölüm 1 / 4

Kanlı Yüzük

Kanlı Yüzük

Bölüm
4
Puan
5.0
Okunma
40K

Borcun Bedeli

Babamın sesi koridordan geliyordu. Yine bağırıyordu. Yine birilerine yalvarıyordu. Bu sesi son zamanlarda çok sık duymaya başlamıştım. Bazen gecenin bir yarısı, bazen sabahın köründe… Hep aynı şey: Para. Oturma odasının kapısını yavaşça araladım. Babam koltukta oturmuş, elinde telefonuyla konuşuyordu. Yüzü kıpkırmızıydı, alnında ter damlaları birikmişti. Eliyle masayı yumrukluyordu. “Bir ay daha verin… Lütfen. Kızımı… kızımı vereceğim. Söz veriyorum. Bu sefer gerçekten…” Kalbim durdu. Kızımı vereceğim. Ne demek istiyordu? Kimdi bu “kızımı”? Babam telefonu kapattı ve başını ellerinin arasına aldı. Uzun süre öyle kaldı. Omuzları hafifçe titriyordu. Sonra başını kaldırıp beni gördü. Gözleri doluydu. Bu bakış… bu bakış hiç hoşuma gitmemişti. “Ceylin…” dedi. Sesi kırılmıştı. “Gel otur.” Oturmadım. Kapının yanında durdum. “Ne oluyor baba? Kiminle konuşuyordun?” Babam derin bir nefes aldı. Elleri titriyordu. “Otur lütfen. Konuşmamız lazım.” Bu sefer ses tonum daha sert çıktı. “Söyle. Ne oluyor?” Babam gözlerimi kaçırdı. Birkaç saniye sustuktan sonra konuştu: “Borçlar… çok fazla Ceylin. Artık ödeyemiyorum. Adamlar… adamlar evi alacak. Arabayı alacak. Belki de… belki de beni öldürecekler.” Midem burkuldu. “Ne kadar borç var?” Babam sustu. Sonra zorlukla konuştu: “Üç milyon dolar.”

Bir an hiçbir şey diyemedim. Üç milyon dolar… Bu rakam kulağıma çok yabancı geliyordu. Bizim için imkânsız bir paraydı. Babam devam etti. “Ama… bir çıkış yolu var. Bir adam var. Çok güçlü bir adam. Bana yardım edecek. Borçlarımı kapatacak. Bizi koruyacak. Ama karşılığında… senden bir şey istiyor.” Kalbim hızlandı. “Ne istiyor?” Babam gözlerimi kaçırdı. Bu sefer sesi daha da kısılmıştı. “Seni istiyor. Evlenmek istiyor.” Bir kahkaha attım. Sinirden, şoktan, inanmazlıktan. Sesim odada yankılandı. “Ne?” dedim. “Ne saçmalıyorsun baba?” Babam başını eğdi. “Ne evlenmesi? Ne alakası var? Kim bu adam?” diye sordum. Sesim gittikçe yükseliyordu. Babam derin bir nefes aldı. “Halil Karahan.”

İsim kulağıma tamamen yabancı geldi. “Kim o?” “İstanbul’un en güçlü adamı,” dedi babam. “Mafya. Çok güçlü. Borcumu kapatacak. Ama… seni istiyor.” Bir kahkaha daha attım. Bu sefer daha acıydı. “Kaç yaşında bu adam?” diye sordum. Sesim titriyordu. Babam sustu. Çok uzun süre sustu. Sonra, neredeyse fısıldar gibi konuştu: “Altmış üç.” Oda bir anda sessizleşti.

Birkaç saniye hiçbirimiz konuşmadık. Sadece babamın nefes alışını ve kendi kalbimin güm güm atışını duyuyordum. Sonra yavaşça, inanmaz bir sesle sordum: “Altmış üç mü?” Babam başını eğdi. “Ben yirmi üç yaşındayım baba…” dedim. Sesim boğuktu. “Beni altmış üç yaşındaki bir adama mı satıyorsun?” “Ceylin, lütfen… Anlamaya çalış.” “Ne anlamaya çalışayım baba?!” diye bağırdım. “Ne saçmalıyorsun sen? Ne evlenmesi? Ne alakası var? Ben o adamı tanımıyorum bile! Hiç görmedim, hiç konuşmadım! Sen nasıl olur da benim adıma böyle bir karar verirsin?!” Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Ama bu sefer sadece üzüntüden değil, öfkeden de akıyordu. Babam ellerini ovuşturdu. “Borçlarımı ödemezsem bizi yok edecekler. Seni de… seni de alabilirler. Bu en temiz çözüm. En azından güvende olursun.” “En temiz çözüm mü?” dedim. Sesim titriyordu. “Beni altmış üç yaşındaki bir mafya adamına vermek mi en temiz çözüm? Babam… sen beni satıyorsun. Bunu anlıyor musun?” Babam bir şey demedi. Sadece başını eğdi. O anda anladım. Babam gerçekten beni satmıştı. Ve ben, Halil Karahan’la evlenecektim.

Sonraki Bölüm
Okumaya Devam Et