Bölüm 1 / 8
Sözün Gölgesi
Düğün provasından çıkar çıkmaz telefonum titredi; ekranında Tolga'ya gelen eski bir fotoğraf belirdi. Fotoğraf siyah-beyazdı, iki kişi birbirine bakıyor; altındaki mesaj soğuk ve ağırdı: "Sözümüz var." Ekranı itmek istemedim, parmağım yine de kaydı. Fotoğraftaki kadının yüzü Tolga'nın yanında tanıdık gelmiyordu. Mira'nın prova sırasında taktığı kolyenin ışıltısı masada parlıyordu; ben kendi güvenimi ararken bir yerim sızlıyordu.
Tolga kapının arkasında bekliyordu, gülümsemesi pratikti. "Ne oldu?" diye sordu. Sesinde hesaplayan bir sakinlik vardı. "Telefonun çaldı, bir mesaj geldi," dedim, ekranı hâlâ elimde tutarken. Tolga adım atıp telefonu aldı, ekrana baktı, sonra yüzünü toparladı. "Yanlış anlaşılma," dedi; gözlerinin kenarındaki çizgi bana uyarı verdi.
Asena içeri girerken topukları salonda yankılandı. "Ne oldu, benim çocuklarım?" diye sordu, sonra provayı öne almaktan söz etti. "Zaman kaybetmeyelim." Sesi emreder gibiydi; göğsümde daralma hissettim. Hangi acıdan kaçıyorduk ki zamana sığınmak çözüm olsun?
Mira masanın kenarına eğildi, saçından bir tel düştü. "Bırak Tolga işi halletsin," dedi, korumacı ama bir şey saklıyormuş gibi. Gülüşünün ardında bahane vardı; bakışlarını okumaya çalıştım ama Mira ketumdu. Rafi telefonuma bakıp fotoğrafın arka planına parmağını gezdirdi. "Burada çekilmiş olabilir," dedi. "Bu mekânın ışığına benziyor. Bakarım." Onun dürüstlüğü sahte savunmalardan farklıydı; rahatladım.
Dışarıda yağmur başlamıştı, penceredeki ritmi içimde telaşa dönüştü. O koridorun köşesinden belirdi, koyu ceketliydi. Yanıma gelip kartını verdi; hareketi basit ama dokunuşu hafızama kazındı. "Her şeyi halledebiliriz," dedi, sesi derin ve koruyucuydu. Dokunuşunda aniden koruma altına alındım ama aynı zamanda bir eksiklik hissettim. O gözlerimi tutunca cevap beklemiyormuş gibiydi, sadece oradaydı.
Tolga telefonu geri verdi, bir an durdu. "Bu eski bir şey," dedi. Sözleri daha çok soru uyandırdı. Fotoğrafın tarihini sordum, yoktu. Ece adını ağızıma almamak için kendimi zor tuttum. Rafi fotoğrafı dikkatle inceledi, parmakları titriyordu. "Burası tanıdık," dedi. "Belki eski sergilerimden birinin yeriydi. Bulurum." Rafi'nin dürtüsü beni sarsmıştı; bir şeyler ortaya çıkacaktı.
Mira cebine elini attı, düğünü hızlandırma fikrini desteklerken Asena yüzümdeki tereddüdü fark edip mırıldandı: "Bu tür şeyler zamanla geçer." Sesindeki kadir kıymet değil, emirdi. Telefonum tekrar titredi; ekran karardıktan sonra yeni bir bildirim belirdi: "Görüşüyoruz, sözümüz var." Tolga telefonu senden çekip koridora hızla uzaklaştı.
Tolga'nın peşinden gidecek misin?
