Bölüm 47 / 65
Çelik Tabut ve Kırmızı Kar
Maun masanın üzerindeki o sınır tanımaz, nefes kesici yangının ardından, parçalanmış şarap kadehlerinin ve ıslak ipeklerin arasında birbirimize sarılmış halde yatıyorduk. Trenin ritmik tıkırtısı, içimizdeki o vahşi fırtınayı usulca ninnileyerek uyutmaya başlamıştı.
Alistair'in parmakları dağılmış saçlarımda geziniyor, dudakları şakağıma o tapınılası öpücüklerinden birini bırakıyordu.
Ta ki, o kulakları sağır edici, metalin metale sürtünme sesi vagonun zeminini parçalayacakm
