Bölüm 1 / 11
Gece Ofisinin Sırrı
Sen, ofisin loş ışıkları altında telefonu ararken kapının kendiliğinden kapandığını sandın. Saat on biri geçmişti; koridordan uzaklaşan ayak sesleri ve ince bir klima uğultusu vardı. Masan düzenliydi—her şey yerli yerindeydi ki bir sorun çıksa kaybolmasın. Yeni işe başlamıştın, yaşındın ve kontrol sende olunca rahattın. Bu gece sadece unutulan bir telefonu almaya dönmüştün.
Kapıyı itip içeri adım attığında metal ve kanın keskin kokusu yüzüne çarptı. Toplantı salonunun kapısı aralıktı; içerden gelen sessizlik boğazını kuruttu. Ayaklarını hızlandırdın. "Elektrikçi mi kaldı? Temizlikçi mi?" diye fısıldadın kendi kendine. Kapıya yaklaştığında tokmağı dikkatlice çevirdin—ve görgü şaşkınlığıyla duraksadın.
Toplantı masasının kenarında bir adam duruyordu; koyu takım elbise, gömleği hafifçe açık. Solunda kanlı bir bıçak, sapı lekelenmişti. Masanın üzerinde bir beden yüzü yere dönük yatıyordu, saçları masaya yayılmıştı. Adamın gözleri sana kilitlendi; soğuk, hesaplı bir bakıştı. Metale saplanmış bir sessizlik çöktü. Nefesi düzenli, kontrollüydü.
"Sen burada ne arıyorsun?" dedi, sesi beklenmedik biçimde sakin.
Söyleyeceklerin boğazında düğümlendi. "Telefonumu unutmuştum," dedin, sesin titredi. "Kim o? Ne oldu burada?"
Adam bir adım yaklaştı, hareketi yavaştı ama tehditkârdı. "Sus," dedi. Kelime kısa, emrediciydi. Ellerini çantana götürdün; aklına ilk gelen "Polisi aramalıyım" oldu ama sonra geri çekildin.
Adam cebinden bir peçete çıkardı ve bıçağın sapını silmeye başladı, hareketleri titremiyordu. Ardından ışıkları kapattı; karanlık hemen her şeyi örttü. Nefeslerinin sesi daha belirgin oldu. "Bunu kimseye söyleyemezsin," dedi, sesi şimdi daha yakın. "Artık sen de suç ortağımsın, Sen."
Seçim yapman gerekiyordu. Telefon cebinde titriyordu; bir yandan yardım çağırmak istiyor, bir yandan da kaçışın kapalı olduğunu hissediyordun. Onun silueti karanlıkta bir adım öne geldi; arkanı dönmek artık kolay değildi.
Telefonu çalacak, ne yaparsın?
