MyStoryBölüm 2 / 10

Bölüm 2 / 10

İmza

İkinci madde "bir yıl" demiyordu. "Tarafların mutabakatına kadar" diyordu. Defne satırı iki kez okudu, sonra başını kaldırdı.

"Burada süre yok."

Karan pencereye dönmüştü, ellerini ceplerine sokmuş, şehri seyrediyordu. "Avukatların dili öyledir. Boşluk bırakır ki kimse köşeye sıkışmasın."

"Boşluk değil bu. Açık kapı." Defne dosyayı masaya koydu. "Bir yıl dediniz."

"Bir yıl dedim." Geri döndü, ve yüzünde hiçbir şey yoktu, bu yüzden her şey vardı. "Sözüme güvenmiyorsanız, kapı arkanızda."

Tam o sırada kapı açıldı. İçeri giren adam geniş omuzluydu, takım elbisesi bir korumadan çok bir avukatınkine benziyordu, ama gözleri bir korumanınkiydi: girdiği her odayı çıkışlara göre okuyan gözler. Mert Demir, dosyanın ucundan tuttu, Karan'a uzattı, ve bir an Defne'ye baktı.

O bakışta bir şey vardı. Uyarı değildi tam olarak. Daha çok, batmakta olan birine sahilden bakan birinin çaresizliği.

"İmzalamadan önce," dedi Mert, sesi alçaktı, "ikinci maddeyi tekrar okuyun, Bayan Yılmaz."

"Mert." Karan'ın tek kelimesi kamçı gibiydi.

Adam sustu. Geri çekildi, duvarın dibine, gölgeye. Ama söyleyeceğini söylemişti, ve ikisi de bunu biliyordu.

Defne kalemi aldı. Soğuktu, ağırdı, gümüştü. Annesinin solgun yüzünü düşündü, perşembe gününü, sigortanın o tek satırlık ret mektubunu. Sonra Karan'ın gözlerine baktı.

"Bir şartım var," dedi.

Karan'ın kaşı kalktı. Eğlenmiş gibiydi. "Şart koşacak konumda değilsiniz."

"O zaman imzalamam." Kalemi bıraktı. "Ailem bu sözleşmenin tek kelimesini duymayacak. Annem öğrenirse, ne kadar borç ödersen öde, beni bir daha göremezsin."

Uzun bir sessizlik oldu. Mert'in gölgesi duvarda kıpırdamadı. Sonra Karan, ilk kez, gerçekten gülümsedi. Küçük, soğuk, takdir dolu bir gülümseme.

"Kabul." Elini uzattı. "Hoş geldiniz aileye, Bayan Yılmaz."

Defne kalemi tekrar aldı ve imzasını attı. Mürekkep kâğıda işlerken, içinden bir şeyin de mühürlendiğini hissetti, ama tam olarak neyin olduğunu bilemedi.

El sıkıştılar. Karan'ın eli sıcaktı, kuruydu, ve gereğinden bir saniye uzun tuttu.

"Eşyalarınız yarın taşınacak," dedi, elini bırakırken. "Bu geceden itibaren penthouse'ta kalıyorsunuz."

"Bu gece mi?"

"Nişanlılar ayrı evlerde yaşamaz, Bayan Yılmaz." Ceketini düzeltti. "Hele de basın yarın sabah haberi alacaksa."

Defne'nin telefonu titredi. Selin'di. "Neredesin? Üç saattir arıyorum." Cevap yazamadan ikinci mesaj geldi. "Defne, o holdingle ilgili bir şey duydum. Beni hemen ara."

Ekranı kapattı. Karan onu izliyordu, ve o bakışın altında, attığı imzanın gerçek bedelini henüz okumadığını anladı.

Sonraki Bölüm
Okumaya Devam Et