MyStoryBölüm 1 / 1

Bölüm 1 / 1

Kül Ve Direniş Müjgan

Kül Ve Direniş Müjgan

Bölüm
1
Puan
Yeni
Okunma
1

1. Bölüm Kırık Kanatlar

Gün, İstanbul’un gri sabahlarından biriydi.

Gökyüzü, tozlu bir perde gibi şehrin üstüne çekilmişti sanki. Müjgan, mutfağın camından dışarıya baktığında, yağmur damlalarının camı tokatlayan sesini duydu. Hava soğuktu ama içinde hissettiği soğuk çok daha derindi. Derisinin altına işlemişti artık; kalbine, kemiklerine kadar.

Bir süredir sessizdi Müjgan. Ama bu, kabullenmişliğin sessizliği değildi. Fırtınanın öncesindeki o uğursuz durgunluk gibiydi. Dışarıdan bakan biri için sıradan bir genç kız gibi görünüyordu belki. Okula giden, arkadaşlarıyla gülümseyen, evine zamanında dönen biri… Ama kimse bilmiyordu onun geceleri nasıl uyuyamadığını, kapının her gıcırtısında nasıl yerinden sıçradığını, aynı evde nefes almanın bile bazen nasıl işkenceye dönüştüğünü.

O evin içinde her şey kırılmıştı zamanla.

Sadece cam bardaklar ya da kapılar değil, güven kırılmıştı… huzur kırılmıştı… çocukluk hayalleri, kardeşlik duygusu, hatta annelik bile.

Üvey babası Özkan Bey, o sabah mutfağa girdiğinde, Müjgan onun varlığına bile tahammül edemediğini fark etti. Adam kötü biri değildi belki, ama “baba” değildi. Hiç olmamıştı.

Ve evdeki diğer kişi — Serhat.

Üvey abisi.

Onun varlığı evin duvarlarını bile boğuyordu. Müjgan’ın üzerindeki gölgeleri, annesinin ısrarla görmemeyi tercih ettiği karanlıkları…

Müjgan sandalyesine oturdu, avuçlarının içine bir fincan sıcak çay aldı. Dudaklarını araladı ve kendisinden beklenmeyecek kadar net bir cümle kurdu:

“Ben evlenmek istiyorum.”

O an odadaki hava dondu.

Özkan Bey gazeteyi yavaşça masaya bıraktı. Kaşlarının arasında derin bir çizgi belirdi. Gözlüğünü çıkarıp Müjgan’a baktı. Yorgun, ama dikkatli.

“Ne dedin sen?”

Müjgan, gözlerini kaçırmadan tekrar etti:

“Evlenmek istiyorum. Hazırım. Kararımı verdim.”

Özkan bir süre cevap vermedi. Sessizlik ikisinin arasında büyüdü.

Sonra boğuk bir sesle sordu:

“Bu… kurtulmak için mi?”

Müjgan’ın çehresi bir an kırıldı, ama hemen toparladı. Omuzlarını gerdi, dudaklarını sıktı.

“Ben sadece hayatıma sahip çıkmak istiyorum.”

“Hayatına sahip çıkmak evlenmekle mi olur?” diye sordu adam, sesi sertleşmeden ama derinleşerek. “Henüz on yedindesin Müjgan. Büyümek, sadece evden kaçmakla olmuyor. O adamı seviyor musun?”

Sevgi mi?

Müjgan bir an duraksadı. “Sevgi” kelimesi ona fazla lüks gelmişti. Sevgi, sıcak bir yuvada büyüyen çocukların inandığı bir şeydi. Oysa o, yıllarca kendi evinde tedirgin yürümüş, geceleri nefesini tutarak uyumuş, annesinin gözlerinin içine bakıp “inan bana” dediğinde karşılık olarak sadece bir suskunluk almıştı.

“Ben... onunla huzurluyum. O bana saygı duyuyor. Değer veriyor.”

Özkan başını iki yana salladı. Sandalyeden kalktı, pencereye yürüdü. Yağmur dışarıda hâlâ devam ediyordu.

“Müjgan, bu evde bazı şeylerin yolunda gitmediğini biliyorum. Gözüm kör değil. Ama çözüm... kendini bir bilinmeze teslim etmek değil. Sen güçlüsün kızım. Bu evden kaçmanın başka yolları da var.”

Müjgan gözlerini yere indirdi. O “başka yollar”ın hepsini denemişti.Konuşmuştu.Yalvarmıştı.

Defalarca odasının kapısını içerden kilitlemiş, zaman zaman sabaha kadar pencereden dışarı bakarak sabretmişti. Ama sabır bazen çözüm olmuyordu.

Ve annesi — Filiz…

Hiçbir zaman duymak istememişti onu. Her şeyi bastırmakla, susturmakla meşguldü. Kızının gözlerindeki korkuyu bile yok saymıştı.

“Anne!” demişti bir keresinde, sesi çatlayarak. “İnan bana… Serhat…”

Daha adını bile tamamlayamadan Filiz’in tokat gibi bir cümlesi yüzüne çarpmıştı:

“Kes sesini! Duyacak şimdi... Aptal olma, abini karalama!”

O günden sonra Müjgan susmuştu.

Ama susmak, kabullenmek değildi.

Bir kadının kendi evinde korkarak yaşaması ne demekti, bunu bir tek Müjgan biliyordu.

Ve şimdi, karşısına çıkan bu evlilik fırsatı ona göre bir çıkıştı. Belki mükemmel değildi. Belki gönlünde başka hayaller vardı. Ama güvenli bir çatı, saygılı bir adam, ve en önemlisi o evden uzak bir dünya — bunlar, onun için büyük şeylerdi.

Özkan arkasını döndü. Ciddiydi.

“Bu evlilik sana zarar verebilir. Henüz yaşını bile doldurmadın. Aileni tanımıyor, adamı doğru dürüst tanımıyorsun. Sana zarar vermesinden korkuyorum.”

Müjgan başını kaldırdı.

Gözlerinde, yaşıtlarınınkinden farklı bir olgunluk vardı.Onca sarsıntının, reddedilmenin, sessizliğin bıraktığı izler…

“Ben zaten zarar gördüm Özkan Bey.”

“Daha fazlasını göze alabilecek kadar yandım artık.”

O anda Özkan'ın sesi çıkmadı.

Müjgan odasına çekildi.

Pencereden dışarı baktı; yağmur durmuştu. Sadece ıslak kaldırım taşlarında, gökyüzünün kırık yansımaları kalmıştı.

Bir karar vermişti.

Ve bu kez geri adım atmayacaktı.

Belki de yanlış bir yoldaydı.

Ama bu, onun kendi yoluydu.

İlk kez.

---

Müjgan, odasının kapısını yavaşça kapattı.

İçeride, gri duvarların arasında yankılanan tek şey kalp atışlarıydı. Hızlı, düzensiz… ama kararlı.

Pencerenin önüne geçti. Yağmur durmuştu. Gökyüzü hâlâ griydi ama en azından artık gözyaşı dökmüyordu. Camdaki buğuyu eliyle sildi. Dışarıda hayat devam ediyordu. İnsanlar yürüyordu, çocuklar koşturuyordu, hatta bir çiçekçi, sokak köşesinde birkaç demet gülü diziyordu tezgâhına.

Ve Müjgan, bu hayatın hep dışında hissetmişti kendini.

Sanki camın arkasında mahsur kalmış, yıllardır dışarıdaki gerçekliğe sadece bakabilmişti.

Evlilik…

Belki başkaları için yeni bir başlangıçtı. Aşkın, hayallerin kapısıydı.

Ama Müjgan için bu kelime, kaçışın diğer adıydı.

Bir nevi kurtuluş.

Evliliği seçmişti. Çünkü bu evde kalmak, her gün biraz daha ölmekti.

Ve o artık nefes alamıyordu.

---

Birkaç ay öncesine döndü zihni...

O gece…

Mujgan'ın odasının kapısını kilitlemediği o gece…

Mutfakta su içmeye kalktığında koridorun karanlığında Serhat’la göz göze geldiği o an.

Adamın gözlerindeki bulanık karanlık hâlâ hafızasında tazeydi.

Annesine anlatmıştı ertesi sabah, sesi titreye titreye.

Oysa Filiz ne yapmıştı?

Bir tek cümle kurmuştu, sadece bir cümle.

"Böyle şeyler aile içinde kalır."

Aile…Ne tuhaf kelimeydi.

İçinde “korunma” duygusu taşıması gereken bu kelime, Müjgan’ın hayatında “sus” emrinin diğer adı olmuştu.

O günlerden sonra Müjgan, okula sığındı, kitaplara kaçtı, okul çıkışlarında bazen saatlerce parklarda oturdu, sırf eve geç gitmek için. Ama gece mutlaka eve dönmek zorundaydı. Ve her döndüğünde, o evin içi ona dar bir mezar gibi geliyordu.

Özkan Bey’in bazen ona sessizce baktığını fark ederdi. Sanki bir şeyleri anlıyor gibiydi ama asla açıkça konuşmuyordu.

Annesi ise hiçbir şeyi görmedi.

Ya da görmek istemedi.

---

Müjgan yatağına oturdu.

Çekmecesinden küçük bir kutu çıkardı.

İçinde birkaç mektup, birkaç eski fotoğraf ve bir bileklik vardı.

Bileklik, çocukken taktığı renkli boncuklardan oluşuyordu.

O zamanlar, umut daha kolay bulunuyordu sanki.

Zamanla her şey değişmişti.

İnsanlar, kelimeler, duygular…

Evlilik teklifi çok sürpriz bir yerden gelmişti.

Tanıdık birinin yeğeni, birkaç kez onu okul çıkışında görmüş, ailesi aracılığıyla konuşmak istemişti.

Müjgan önce reddetmişti. Sonra, geceleri Serhat'ın gölgesinde yaşamaya devam etmenin ne anlama geldiğini bir kez daha hissettiğinde… fikri değişmeye başladı.

Onunla birkaç kez konuştu.

Adam kötü biri değildi. Ailesi saygılıydı, hatta ilk görüşmede Müjgan’ın gözlerine bile uzun uzun bakmaktan çekinmişti.

Ve o bakış…

İlk kez biri onun gözlerine sadece “göz” olarak bakmıştı. Bir tehdit, bir ima, bir üstten bakış yoktu.

Bu yüzden “evet” dedi Müjgan.

Aşktan değil.

Hayatta kalmak için.

Kendi sınırlarını koruyabilmek için.

---

O an odanın kapısı hafifçe aralandı.

Özkan Bey içeriye başını uzattı.

“Bir şey ister misin?”

Müjgan başını iki yana salladı.

Adam kapıyı tam kapatmadan önce durdu.

“Biliyorum, bir çıkış arıyorsun. Ama bazı yollar, seni başka uçurumlara götürebilir. Yine de… karar senin. Sadece, yanlış bir kararla kaybolmanı istemem.”

Kapı kapandı.

Müjgan başını yastığa koydu.

Gözlerini tavana dikti.

“Zaten çoktan kaybolmuştum Özkan Bey. Şimdi sadece yön değiştirmeye çalışıyorum.”

İçinden geçen buydu.

Belki bu yol da acılı olacaktı.

Ama en azından bu kez karar onundu.

Kendi attığı imzanın altında ezilmek, başkalarının yazdığı hayatta sürünmekten daha iyiydi.

---

Uygulamada reklamsız oku