Bölüm 30 / 45
Kanlı Taç
Demir'in hırıltısı tamamen kesilip, o iğrenç bedeni mağaranın çamurlu zeminine yığıldığında, zaman durmuş gibiydi. Ellerim... Demir'in kanına bulanmış ellerim hala bıçağın kabzasını sıkıyordu. Nefes nefeseydim. Parmak uçlarımdan süzülen kan, çamura karışırken içimde en ufak bir pişmanlık ya da korku kırıntısı yoktu. Sadece saf, buz gibi bir uyanış vardı.
"Asya..."
Burak'ın o derin, pürüzlü sesi mağaranın karanlığını deldi. Omzundan akan kan, çamurlu gömleğini kızıla boyuyor
