MyStoryBölüm 3 / 50

Bölüm 3 / 50

ihanetin Bedeli

Saskia, birkaç dakika önce kendisini tutkuyla öpen adamın yüzüne inanamayarak bakıyordu. Dudaklarında hâlâ onun sıcaklığını hissederken zihninde tek bir cümle dönüp duruyordu. Seni öldürmem için para ödeyen adamlara. Elini yavaşça ceketinin içine sokup silahını çıkardı. Adrien kıpırdamadı. Karanlık kompartımanda yalnızca trenin raylar üzerinde çıkardığı düzenli ses duyuluyordu. Genç kadın silahı doğrulttuğunda adamın yüzündeki ifade bile değişmedi. “Bana her şeyi anlatacaksın. Şimdi.”

Adrien ellerini yavaşça kaldırdı. “Üç hafta önce benimle iletişime geçtiler. Bana senin fotoğrafını, görev geçmişini ve annenin dosyasını gösterdiler. Seni bu trene bindirmemi istediler. Karşılığında iki milyon avro teklif ettiler.” Saskia'nın boğazı düğümlendi. “Ve sen kabul ettin.” Adam gözlerini kaçırmadan başını salladı. Genç kadın acıyla güldü. “Demek bütün bu bakışlar, yakınlaşmalar, beni öpmene izin vermem... Hepsi planın bir parçasıydı.” Adrien bir adım yaklaşmak istediğinde silahı biraz daha kaldırdı. “Olduğun yerde kal!” Adam durdu. “Sana yaklaşmamı onlar istedi, Saskia. Ama seni öpmemi kimse istemedi.”

Bu sözler kadının öfkesini azaltmak yerine daha da büyüttü. Çünkü inanmak istediği şey tam olarak buydu. Onun dokunuşlarının gerçek olduğuna, dudaklarının kendisini arzuladığına inanmak istiyordu. Birkaç dakika önce kollarındayken yaşadığı o kontrolsüz çekim şimdi gururunu yaralıyordu. “Benden ne istiyorsun?” diye fısıldadı. Adrien ağır bir nefes aldı. “Seni sağ salim buradan çıkarmak istiyorum. Aldığım parayı iade etmeye çalıştım ama artık çok geçti. Beni de izliyorlar.” Saskia sertçe karşılık verdi. “İki milyon avroya satılan bir adamın vicdanına mı güveneceğim?” Adrien'in çenesi gerildi. “Hayır. Bana güvenmeni istemiyorum. Sadece ölmeni istemiyorum.”

Tam o sırada koridordan gelen sert bir ses ikisini de susturdu. Ardından kapı kolu yavaşça aşağı indi. Saskia silahını kapıya çevirdi. Birisi kilidi kontrol ediyordu. Adrien ışığı söndürüp pencerenin yanına geçti. Kapının ardından boğuk bir erkek sesi duyuldu. “Bay Valenti? Güvenlik kontrolü.” Saskia başını iki yana salladı. Trende böyle bir kontrol planlanmamıştı. Adam bunu anladı ve cevap vermedi. Birkaç saniye sonra koridorun öbür ucundan ikinci bir ayak sesi yaklaştı. Ardından kapının kilidinden ince bir metal sesi yükseldi. Birisi içeri girmeye çalışıyordu.

Adrien, Saskia'nın elini tutarak onu süitler arasındaki bağlantı kapısına yönlendirdi. Genç kadın karşı koymadı. İkisi onun odasına geçip kapıyı kapattıklarında dışarıdaki kilidin açıldığını duydular. Saskia bağlantı kapısını sessizce kilitledi. Artık dar bir yatak odasında mahsur kalmışlardı. Pencerenin dışındaki karanlık hızla akıyordu. Adrien kulağını kapıya yaklaştırırken Saskia onun hemen yanında durdu. Adam fısıldadı: “Giderlerse personel bölümünden çıkabiliriz.” Genç kadın cevap vermedi. Bakışları istemsizce yüzünde dolaşıyordu. Bir saat önce yalnızca korunması gereken bir tanıktı. Şimdi ise hayatına kasteden insanlarla anlaşma yapmış bir adamdı. Buna rağmen yanında dururken kendisini güvende hissetmesi dayanılmaz derecede çelişkiliydi.

Yan kompartımanda çekmeceler açılıp kapanıyordu. Saskia dengesini korumak için duvara yaslandığında Adrien de yanına geçti. Aralarındaki mesafe azaldı. Adamın gömleğinin açık yakasından görünen tenine bakmamak için başını çevirdi. Fakat onun sıcak nefesi saçlarının arasından boynuna değdiğinde gözlerini istemsizce kapattı. “Biraz uzaklaş,” diye fısıldadı. Adrien hemen geri çekilmek istedi ama kadın bileğini yakaladı. İkisi de şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Saskia kendi davranışına öfkelenerek elini bıraktı. “Bunu neden yapıyorum bilmiyorum.”

“Çünkü ben de senin kadar kafam karışmış durumdayım.” Adrien'in sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı. Genç kadın gözlerini kaldırdı. “Benim hakkımda ne düşünüyorsun?” Adam bir süre sustu. Sonra parmaklarını kaldırıp yüzüne düşen saç tutamını kulağının arkasına yerleştirdi. “Seni ilk gördüğümde benim için yalnızca bir isimdin. Fotoğrafıma bakarken bile gözlerini kaçırmayan bir kadın. Sonra peronda karşıma çıktın. Bana emirler verdin. Benden etkilenmediğini göstermeye çalıştın.” Saskia'nın dudaklarında istemsiz bir gülümseme belirdi. “Etkilenmedim.” Adrien başını hafifçe eğdi. “O zaman neden hâlâ elimi tutuyorsun?”

Saskia aşağı baktığında gerçekten de parmaklarının adamın eline dolandığını fark etti. Elini çekebilirdi. Çekmedi. Birkaç saniye boyunca birbirlerine sessizce baktılar. Sonra genç kadın onun gömleğinin yakasını tuttu. “Senden nefret etmek istiyorum.” Adrien gözlerini dudaklarına indirdi. “Biliyorum.” Kadın biraz daha yaklaştı. “Ama şu anda seni yeniden öpmeyi de istiyorum.” Adamın yüzündeki ifade değişti. “O zaman neden duruyorsun?”

Cevap vermek yerine onu kendisine çekti. Dudakları buluştuğunda bu kez öpücükleri öncekinden çok daha kararlıydı. Adrien bir kolunu beline dolarken diğer eli saçlarının arasına kaydı. Saskia kendisini ona bıraktığında sırtı yumuşak bir hareketle duvara yaslandı. Parmakları adamın ensesini kavradı. Birbirlerinden uzaklaştıkları her an yeniden yakınlaşıyor, sanki ayrılmayı başaramıyorlardı. Adrien dudaklarını yanağına, ardından çenesine doğru gezdirirken Saskia'nın nefesi hızlandı. “Adrien...” diye fısıldadı. Adam hemen durup gözlerine baktı. “İstemiyorsan...” Genç kadın sözünü dudaklarına bıraktığı yeni bir öpücükle kesti. “İstiyorum. Ama bu beni korkutuyor.”

Adrien alnını onunkine yasladı. “Beni de.”

Saskia bu itiraf karşısında sustu. Çünkü ilk kez onun sesinde gerçek bir kırılganlık duyuyordu. Adrien'in elleri belinde dururken birbirlerinin nefesini dinlediler. Genç kadın parmaklarını adamın çenesinde gezdirdi. “Bu gece seni öpmemem gerekiyordu.” Adrien hafifçe gülümsedi. “Benim de sana âşık olmamam gerekiyor.” Saskia'nın kalbi hızlandı. Gözlerini kocaman açtı. “Ne?” Adam hemen başını iki yana salladı. “Henüz olmadım. Ama bu şekilde devam ederse başıma geleceklerden pek umutlu değilim.”

Genç kadın gülmemek için dudağını ısırdı. Bu gülümsemenin ortasında yeniden yakınlaştılar. Adrien onu öperken elleri sırtında dolaştı. Saskia gömleğinin kumaşını parmaklarının arasında sıktı. Dışarıdaki tehlike, içerideki sıcaklıkla tuhaf bir tezat oluşturuyordu. Ancak bu defa kendisini tamamen kaptırmasına izin vermedi. Geri çekilip yüzüne baktı. “Bu gece burada olanlar görevimi etkilemeyecek.” Adrien başını salladı. “Peki seni?” Genç kadın cevap veremedi. Çünkü bu sorunun cevabından korkuyordu.

Tam o sırada yan kompartımanın kapısı sertçe kapandı. Ayak sesleri uzaklaşmaya başladı. Saskia hemen kendisini toparladı, silahını kontrol etti ve bağlantı kapısını açtı. Diğer odanın altı üstüne getirilmişti. Valiz boşaltılmış, dosyalar yere saçılmıştı. Adrien yatağın üzerindeki siyah çantaya baktığında yüzündeki bütün renk çekildi.

“Ne oldu?” diye sordu Saskia.

Adam çantanın fermuarını açıp içindeki gizli bölmeyi kontrol etti. Sonra sertçe küfretti. “Belgeleri almışlar.”

“Hangi belgeleri?”

“Annenin suçsuz olduğunu kanıtlayan orijinal kayıtları.”

Saskia öfkeyle masaya vurdu. “Bana bütün belgelerin burada olduğunu söylemiştin!”

“Önemli olan kopyalar burada. Ama asıl kayıtlar olmadan mahkemede hiçbir şey kanıtlayamayız.”

Genç kadın paltosunu giyip kapıya yöneldi. “O zaman onları geri alacağız.” Adrien kolundan tutup durdurdu. “Dışarıda en az iki silahlı adam var. Seni bekliyorlar.” Saskia ona döndü. Gözleri hâlâ öfkeliydi ama aralarındaki çekim inkâr edilemeyecek kadar güçlüydü. “Bana güvenmeni istemediğini söyledin. Şimdi sen bana güveneceksin.”

Adam bir an yüzüne baktı. Ardından elini bırakıp kapıyı açtı. Birlikte karanlık koridora çıktılar. Saskia önden ilerlerken Adrien hemen arkasındaydı. Vagonun sonunda kırmızı bir ışık yanıp sönüyordu. Tren yavaşlamaya başlamıştı. Henüz planlanan istasyona ulaşmamış olmaları gerekiyordu.

Saskia kulaklığını açıp merkeze bağlanmayı denedi. Uzun bir sessizlikten sonra tanıdık bir erkek sesi duyuldu.

“Vermeer, konumunu bildir.”

Bu, operasyonun başındaki Laurent Duvall'ın sesiydi. Genç kadın rahatlayacak gibi oldu. “Tanıkla birlikteyim. Güvenliğimiz tehlikede. Trende kimliği belirsiz iki saldırgan var.”

Kulaklığın diğer ucunda kısa bir sessizlik yaşandı.

Sonra Duvall konuştu.

“Tanığı derhâl etkisiz hâle getir. Operasyonun ikinci aşamasına geçiyoruz.”

Saskia donakaldı. “Ne ikinci aşaması?”

“Valenti artık canlı teslim edilmeyecek.”

Adrien onun yüzündeki ifadeyi görünce bir şeylerin ters gittiğini anladı. Yanına yaklaşıp kulaklığı elinden aldı. “Kim konuşuyor?”

Saskia cevap veremeden karşı taraftaki adamın sesi tekrar duyuldu.

“Ve Saskia... Onu öptüğünü biliyoruz. Güvenlik görüntülerini izledim. Artık sen de operasyonun bir parçası değil, tasfiye edilecek hedeflerinden birisin.”

Saskia'nın bakışları Adrien'in gözlerine kilitlendi.

Çünkü adamın arkasındaki vagon kapısı tam o anda açılmıştı.

Ve içeri giren silahlı iki adamın üzerinde kendi kurumunun üniformaları vardı.

Uygulamada reklamsız oku