Bölüm 2 / 42
Soğuk Bakışlar
Göğsündeki ağırlık erimedi. Burak kalabalığın içinden süzülüp uzaklaşırken Ece çantasının sapına daha sıkı sarıldı; parmak uçları uyuşmuştu.
Lobideki mermer zemin tek bir cümle gibi parlak ve soğuktu. Bir adım attı, durdu. Adamın yürüyüşü tanıdıktı: sol omuzu hafif düşük, adımları keskin. Ama bakışları yabancıydı.
"Ece Hanım?" İnsan kaynaklarındaki kadın yanında belirdi. "Oryantasyon başlıyor."
Ece başını salladı. Boğazı kuru, sesi kısıktı. Kadının ardından yürürken zihni mavi gözlerdeydi. Geçen bahar polisler kapısına geldiğinde hissettiği boşluk geri gelmişti; şimdi içine keskin, metalik bir tat karışmıştı.
Oryantasyon salonunda kelimeler uğultuya dönüştü. Telefonu tekrar titredi. Ceyda.
"Tuvalete gidebilir miyim?" diye fısıldadı Ece.
Koridorda telefonu açtı. "Ceyda, o burada."
"Kim?"
"Burak." Ece'nin sesi titredi. "CEO Burak. Geçen bahar gömdüğümüz Burak."
Hattın diğer ucunda önce sessizlik, sonra Ceyda'nın temkinli sesi: "Ece, o öldü. Belki sadece benziyordur."
Ece tuvalet aynasına baktı; yüzü bembeyazdı. "Benzemiyordu, Cey. O'ydu. Ama bana bakışı... beni tanımadı."
"Nasıl tanımaz?" Ceyda öfkeyle karışık bir fikir yoklamasıyla cevap verdi.
Ece alnını soğuk aynaya dayadı. "Bilmiyorum. Ama bu bakışları asla unutamam."