MyStoryBölüm 2 / 15

Bölüm 2 / 15

2.BÖLÜM

Araz yazdıklarımı gördü! Ben umutla yattığım yataktan fırladım ve gözümde birikmiş yaşları silip tekrar ekrana baktım.

Gerçek miydi bu? Belki de gözümde yaşlar birikmiş ve hayal görmeye başlamıştım..

Parmaklarım titriyordu. Kalbim göğüs kafesimi zorlayacak kadar hızlı atıyordu. O küçücük yeşil tik, iki buçuk yılın bütün ağırlığını bir anda silip süpürmüştü. Ekranı kapatıp açtım tekrar. Korkuyordum; ya bir hataysa, ya uygulama çöktüyse, ya o "görüldü" yazısı kendi kendine çıktıysa? Ama hayır, oradaydı işte.

Sonra altında beliren o üç nokta... Yazıyor.

Yazıyor! Araz bana cevap yazıyor! İki yıldır hiçbir mesajımı görmeyen Araz Güven beni sonunda görmüş ve bana mesaj yazıyor!

Yatağımın dibine çöktüm. Sırtımı soğuk duvara yasladım. Yıllarca bu yatakta acıdan döktüğüm gözyaşlarım, bugün mutluluktan akıyordu. Burnumu çektim. Gülümsedim, ağladım, güldüm. Kendimi tanıyamıyordum.

Bu kadar kolay mıydı yani? İki buçuk yılın sonunda gelen bir çift mavi tik... İnsanın hayatını değiştirmeye yetiyor muydu? Yetiyormuş.

@ArazGüven: Sen kimsin?

Derin bir nefes aldım. Kim olduğumu bilmiyordu. Bilmesini de beklemiyordum zaten. Ama sormuştu. Merak etmişti. Bu bile yeterdi.

@ArazGüven: Can eğer sizin bir şakanızsa ne yapacağımı biliyorsunuz değil mi?

Güldüm. Demek Can'ın yaptığı bir şaka sanmıştı. Oysa Can kadar ciddi bir insanın böyle bir şey yapmayacağını en iyi Araz bilirdi. Ama anlıyordum onu; inanmak istemiyordu. Çünkü birinin onu bu kadar derinden, bu kadar ayrıntılı tanıması korkutucuydu belki de.

@vedabusesi: Hayır, şaka yapmıyorum ve ben Can veya başka bir arkadaşın değilim.

@vedabusesi: Emin olmak istersen mesajlara en eskilere git.. Eminim Can iki senedir sana şaka yapacak kadar salak değildir.

Dudaklarımı ısırdım. Cevabını beklerken saniyeler saatlere dönüştü. Tam o sırada odanın kapısı açıldı. İçeriye Derin ve Elif girdi. İkisi de üzerimdeki çökmüşlüğü, yüzümdeki ıslaklığı görünce önce telaşlandılar. Ama gözlerimin içi gülüyordu. Uzun zamandır ilk kez.

"Az önce ne oldu bilemezsiniz!"

Kızlar bana merakla baktı ve hızla yanıma geldiler. Elif omzuma dokundu, "Ne oldu, iyi misin?" dedi sesinde o bildik anne şefkatiyle.

"İyiyim, hatta çok çok iyiyim.. Araz az önce attığım mesajları gördü ve bana yazdı!" dedim çocuksu bir sesle. O an kendi sesimi duyunca ne kadar uzun zamandır böyle heyecanlı konuşmadığımı fark ettim.

Derin ve Elif önce birbirlerine, sonra bana baktılar. Derin'in kaşları havalandı, Elif'in ağzı hafifçe aralandı. İnanamıyorlardı. Ben de inanamıyordum zaten.

"Araz, sana yazdı?" dedi Derin soran gözlerle.

Ne yani yazamaz mı? Hayırdır siz beni mi gömüyorsunuz lan? Tamam, iki buçuk yıldır cevap vermiyordu ama sonuçta ben de bir şeyleri hak etmiyor muydum? Kaşlarımı çattım istemsizce.

Telefon titredi.

@ArazGüven: Sen bu yazdıklarında ciddi miydin?

@ArazGüven: Sapık mısın nesin bilmiyorum ama biraz daha hasta gibi yazarsan seni bulurum!

Tehdit ediyordu. Beni bulacaktı. Korkmam gerekirdi belki de. Ama korkmuyordum. Çünkü Araz'ın içinde kötülük yoktu, bunu biliyordum. Sadece anlamadığı bir şeyle karşılaşınca diklenen, duvarlarını ören bir adamdı o. Duvarlarının ardına saklanan küçük bir çocuk...

@vedabusesi: Bulabilirsen bul tabi Araz'ım.

@vedabusesi: Ayrıca, evet ben hastayım!

@vedabusesi: Çünkü gerçek AŞK delilik gerektirir.. AŞK hastalık halidir ve ben de hastayım!

Bunu yazarken gülümsedim. Çünkü doğruydu. Aşk hastalıktı. En güzel, en acıtan, en vazgeçilmez hastalık. Ve ben, bu hastalığın en ağır vakalarından biriydim. Tedavisi yoktu, doktoru yoktu, ilacı yoktu. Sadece Araz vardı. O da ilaç olmayı reddediyordu.

@ArazGüven: Evet kesinlikle delisin!

Kesinlikle. Hiç itirazım yok.

@vedabusesi: Böyle azarlar gibi demen üzer ama beni. 😟

İçimde bir yer kırıldı. O üzgün surat emojisini atarken gerçekten üzüldüm. Çünkü Araz'ın sertliği, her ne kadar hazırlıklı olsam da, canımı acıtıyordu. Onun ses tonunu duymasam da, o cümleleri yazarken yüzünün aldığı ifadeyi tahmin edebiliyordum. Gözlerini kısıyor, çenesini sıkıyordu. Biliyordum.

@ArazGüven: Bak hala!

@ArazGüven: Oğlum bir git!

Oğlum. Bana "oğlum" dedi. Hâlâ bir erkeğin yaptığı şaka sanıyordu. Ya da öyle davranmak işine geliyordu. Çünkü karşısında gerçek bir kız olduğunu kabul etmek, bu durumu ciddiye almak demekti.

@vedabusesi: Gidersem gelmem ama.

Bunu yazarken yutkundum. Çünkü doğruydu. Eğer bir kere gidersem, bir daha dönmezdim. İki buçuk yılın verdiği yorgunluk, omuzlarıma çökmüş koca bir dağ gibiydi. Bir kere bırakırsam, bir daha o dağı kaldıramazdım.

@ArazGüven: Üzülürüm gelmezsen diyeceğimi falan mı sanıyorsun?

Ah Araz. Ah sevdiğim. Hayır, sanmıyordum. Hiç de sanmadım.

@vedabusesi: Sanmıyorum tabi ki.

@vedabusesi: Çünkü nerde sende o duygu!

@ArazGüven: Sen bana duygusuz mu diyorsun?

@vedabusesi: Simay olacak şıllık sözde sevgilin ama kızın yanında soğuk mevale gibi geziyorsun!

Yazdım. İşte o an, kıskançlık denen zehir parmaklarımdan ekrana aktı. Simay. O kız. Araz'ın koluna girip poz verdiği, gülümsediği, "sevgilim" dediği kız. Ona "şıllık" dedim. Belki de hak etmiyordu, belki de ediyordu. Ama umurumda değildi. Çünkü o kız, benim hayalini bile kuramadığım her şeye sahipti.

@vedabusesi: Ben de duygusuzun tekine aşık oldum ve salak gibi onun sevgilisini konuşuyorum işte ne yaparsın!

Öfke ve aşk aynı cümlede buluştu. Ona "duygusuz" dedim, sonra da "aşık oldum" dedim. Çelişkiydi bu. Ama aşk çelişki değil miydi zaten?

@ArazGüven: Ulan seni elime bir geçirirsem var ya!

@ArazGüven: Hem gömüyorsun hem seviyorum diyorsun dengesiz misin?

Evet, dengesizdim. Onun için dengesizdim. Aşk insanın bütün dengelerini alt üst ederdi. Bir yanım onu yerin dibine sokmak isterken, diğer yanım saçlarını okşamak istiyordu. Duygularımın arasında sıkışıp kalmış, ne yapacağını bilmeyen bir kadındım ben.

@vedabusesi: Seviyorum, ama duygusuzsun sevdiğim. Senin bir suçun yok üzülme. Ailen seni yaparken malzemeden çalmış duygusuz olmuşsun. 😀

O gülen surat emojisini atarken aslında ağlıyordum. Mizah, acımı gizlemek için kullandığım bir kalkandı sadece. Ona laf sokmak, onu kızdırmak... Dikkatini çekmenin tek yoluydu bu. Çünkü Araz, kızdığı zaman gerçekten görüyordu. Kızdığı zaman yazıyordu.

@ArazGüven: Akıllısı beni bulmaz delisi kıçımdan ayrılmaz alıştım artık.

@vedabusesi: Küfür etmezsen sevinirim yalnız bir kadın var karşında kibar ol azıcık.

@ArazGüven: Kız olduğuna emin misin?

Güldüm. Hâlâ inanmıyordu. Hâlâ bir erkeğin şakası olduğumu düşünüyordu. Ya da inanmak istemiyordu. Çünkü bir kızın onu bu kadar sevmesi, bu kadar peşinden koşması... Bu Araz'a göre gerçek olamayacak kadar garipti. Kendini sevilmeye değer görmüyordu belki de. Ah Araz, ah...

@vedabusesi: Yok devenin bale pabucu tabi ki kızım.

@ArazGüven: Resim at inanayım.

Görüldü ✔️

Donup kaldım. Fotoğraf. Benden fotoğraf istedi. Ekrana baktım. Derin ve Elif'e baktım. İkisi de omzumun üzerinden mesajları okuyor, nefeslerini tutmuş tepkimi bekliyorlardı.

"Atacak mısın?" dedi Elif fısıltıyla.

"Atma," dedi Derin hemen ardından. "Kendini belli etme. Gizem bozulmasın."

Ama ya bozulursa? Ya Araz beni görünce hayal kırıklığına uğrarsa? Ya beni tanırsa? Ya da daha kötüsü, tanımazsa? İki buçuk yıldır aynı üniversitede, aynı kampüste, aynı koridorlarda yürüdüğümüz halde yüzümü hiç fark etmemiş olması... İşte bu, fotoğrafı attıktan sonra yüzleşmek zorunda kalacağım en büyük gerçek olurdu.

@vedabusesi: Akıllı mısın sen ya.

@vedabusesi: Sence ben sana fotoğraf atar mıyım?

@ArazGüven: Madem kim olduğunu söylemeyeceksin niye yazdın.

Sesi kızgın gibiydi. Ama altında bir merak, bir sorgulama vardı. Neden yazmıştım? Cevabı basitti aslında.

@vedabusesi: Ne yaparsın işte aşktan.

@ArazGüven: İki yıldır durmadan mesaj atmışsın sabrına saygı duydum fakat ben sence görmediği birine umut verecek kadar şerefsiz miyim?

Saygı duymuştu. Bana saygı duymuştu. İki buçuk yıllık mesaj yağmurum, en azından saygısını kazanmıştı. Bu, beklemediğim bir şeydi. Araz dürüsttü. Şerefsiz olmadığını söylüyordu. Ve ben...

@vedabusesi: Evet.

Yazdım. Çünkü doğruydu. O an, o sinirle, o samimiyetle itiraf ettiği şey bile benim için yeterliydi. Bana dürüst davranması, beni ciddiye alması...

@ArazGüven: Yuh amk nasıl aşıksın sen insan tanımaz mı anonimlik yaptığı kişiyi.

@ArazGüven: Anonimlik bile ölmüş kimse işini doğru düzgün yapmıyor.

Şaka yapıyordu. Evet, Araz Güven bana şaka yapıyordu. İki buçuk yılın ardından, benimle dalga geçiyor, espri yapıyordu. Bu, sinirinden daha güzel bir şeydi. Bu, iletişim kurmak istediğinin göstergesiydi.

@vedabusesi: Tanıyorum ben seni bir kere.

Parmaklarım klavyeye koştu. Onu ne kadar iyi tanıdığımı göstermenin vakti gelmişti. Çünkü Araz'ın bilmediği bir şey vardı: Ben onu sadece sevmiyordum, onu gerçekten tanıyordum. Uzaktan, sessizce, yıllarca...

@vedabusesi: Mesela ilk sevgilinin 16 yaşında olduğunu biliyorum. En sevdiğin renk açık yeşil ve en sevdiğin yemek pazı sarması.

@vedabusesi: Bir sürü arkadaşın var ama sadece Can ve Egemen'e güveniyorsun her şeyini sadece onlar biliyor.

Derin bir nefes aldım. Bunları yazmak, onun hayatının içine girmek gibiydi. Mahremine dokunmak gibi. Ama durmadım.

@vedabusesi: İlk aşkın Egemen'in ablasıydı daha doğrusu hayranlığın. 12 yaşındayken Egemen'in liseye giden ablasına açılmıştın o da sana sadece gülmüştü.

@vedabusesi: Annen ile baban ayrı baban ile birlikte yaşıyorsun annen Antalya'da yaşıyor ve annenle aran babanla olduğu kadar iyi değil.

@vedabusesi: Gitar ve piyano çalıyorsun ama sesin de güzel şarkı söylemeyi ve dinlemeyi çok seviyorsun.

@vedabusesi: Yanında kulaklığın olmadan evden çıkmıyorsun her yerde şarkı dinleyebilirsin.

Kulaklığı... Hep takardı. Kampüste yürürken, kütüphanede ders çalışırken, kantinde otururken. Hep müzik dinlerdi. Ben de onu izler, hangi şarkıyı dinlediğini merak ederdim.

@vedabusesi: En sevdiğin kazağın örme ve siyah olan hani şu üzerinde beyaz ipleri olan.

@vedabusesi: En sevdiğin şey deri ceket giymek ama spor ceketlere de ayrı bir ilgin var özel günlerde şık giyinmeyi seviyorsun.

@vedabusesi: Yeşil sevsende kıyafetlerin siyah ağırlıklı siyahın sana yakıştığını düşünüyorsun.

Siyah ona gerçekten yakışıyordu. Siyah boğazlı kazağıyla kampüste yürürken, sanki bütün renkler onun etrafında dönüyordu. Ya da ben öyle görüyordum.

@vedabusesi: Baban gibi doktor olmak istiyorsun hatta küçüklüğünden beri doktorluk hakkında her kitabı okudun.

@vedabusesi: Aynı zamanda bir kuzenin var Beril adında onu da kardeşin gibi seviyorsun.

@vedabusesi: Bir kardeşin olmasını istiyordun ama olmadığı için Beril'i kardeş bildin.

@vedabusesi: Ama Beril'in ilk aşkı da sensin.

Yazarken gülümsedim, sonra kaşlarımı çattım. Beril. Evet, Beril'i biliyordum. Kuzeni. Onu kardeşi gibi severdi. Ama Beril'in ona olan duyguları kardeş sevgisinin çok ötesindeydi. Bunu bir tek ben mi fark etmiştim acaba?

@vedabusesi: Ona ayrı bir gıcığım ya neyse.

@vedabusesi: 9 yaşında ailenle tatildeyken bir cam parçasının üzerine düştün neyse ki sırt üstü düşmüştün de sadece popon ile belinin arasında iz var.

Evet, en can alıcı nokta. Bunu kimsenin bilmemesi gerekiyordu. Bunu sadece ailesi, sadece en yakınları bilirdi. Ve şimdi ben, kim olduğu belirsiz bir kız, bu sırrı biliyordum. Araz'ın şok olmasını bekliyordum.

@ArazGüven: Oha amk onu nereden biliyorsun gizli gizli beni mi dikizliyorsun?

Beklediğim tepki. Şaşkınlık, biraz korku, biraz sinir... Ve bir tutam da merak. Araz merak ediyordu. Kimdim ben? Nereden biliyordum bütün bunları?

@vedabusesi: Kslslaşallllslsl ortam kötü kolla götü sevdiğim.

Güldüm. Klavyede rastgele tuşlara basmış gibi görünen o harfler, aslında içimdeki heyecanın, mutluluğun, utancın bir yansımasıydı. "Kolla götü sevdiğim" yazdım. Samimiydi, komikti, bendi.

@ArazGüven: Her şey bir yana tüm bunları nereden biliyorsun?

@ArazGüven: Gerçekten sapık olduğunu düşünmüyor değilim.

Sapık. Yine aynı kelime. Ama bu sefer ses tonu farklıydı. Artık kızgın değil, gerçekten merak ediyordu. Kim bu kız? Nereden tanıyor beni? Neden bu kadar emek veriyor?

@vedabusesi: Seni gözetlemiyorum merak etme seni gözetlemek isterdim tabi ki.

@vedabusesi: Ama maalesef seni gözetleyemeyecek kadar bir 490 km uzaklıktayım.

Görüldü ✔️

Uygulamada reklamsız oku