Bölüm 3 / 20
MEKTUP
3.bölüm Araç farları karanlığı yararak değirmenin önünde durdu. Berfin'in kalbi göğsüne sığmıyordu. Sancar bir adım öne geçti. İçgüdüsel olarak onu arkasında bırakmıştı. Kapılar açıldığında araçtan inen kişi Hazar oldu. Sancar'ın en güvendiği adam. Ancak yüzündeki ifade her zamankinden farklıydı. Gergindi. Oldukça gergin. "Onlar seni arıyor," dedi nefes nefese. "Kimi?" diye sordu Sancar. "İkinizi." Berfin'in boğazı düğümlendi. "Kim arıyor?" Hazar kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi. "Şehmus Ağa."Bu isim havayı bir anda ağırlaştırdı. Sancar'ın çenesi gerildi. Çünkü Şehmus Ağa yalnızca törenin uygulanmasını isteyen biri değildi. O, törenin kendisiydi. Karar verdiğinde herkes boyun eğmek zorundaydı. Ama belli ki bu kez işler farklı ilerliyordu. "Köye dönüyoruz," dedi Sancar. Hazar başını salladı. "Dönemeyiz.""Neden?" "Çünkü meclis yeniden toplandı." Berfin'in içi buz kesti. Bu kadar kısa sürede yeniden toplanmaları normal değildi. Ancak asıl korkutucu olan Hazar'ın sonraki sözleri oldu. "Ve bu kez senin hakkında karar verecekler." Sancar'ın bakışları sertleşti. "Benim mi?" "Evet." Kısa bir sessizlik oldu. Berfin anlam veremiyordu. Bir anda her şeyin merkezine nasıl Sancar oturmuştu? Köye dönüş yolunda kimse konuşmadı. Araç ilerlerken ay ışığı camlara vuruyor, gecenin sessizliği düşünceleri daha da büyütüyordu. Berfin farkında olmadan yanındaki adama baktı. Sert yüz hatları. Derin bakışlar. Yorgun ama güçlü duran bir duruş. Onun yanında kendini güvende hissediyordu.Bu his onu korkutuyordu. Çünkü böyle hissetmemesi gerekiyordu. Araç bir tepede durdu. Aşağıda köy görünüyordu. Evlerin ışıkları yanıyordu. Ama meydandaki büyük konakta olağanüstü bir hareketlilik vardı. Meclis gerçekten toplanmıştı. Tam o sırada Sancar'ın telefonu çaldı. Arayan kişi Gülistan Hanım'dı. Sancar telefonu açar açmaz karşı taraftan gelen ses titriyordu. "Onu koru." Sancar kaşlarını çattı. "Neler oluyor?" Kadın birkaç saniye sustu. Sonra fısıldar gibi konuştu. "Artık saklayamam." Berfin annesinin sesini duyunca nefesi kesildi. "Anne?" Karşı tarafta ağlama sesi yükseldi. "Yıllardır sakladığım gerçek ortaya çıkmak üzere." Berfin'in dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu. "Ne gerçeği?" Fakat cevap gelmedi. Telefon aniden kapandı. Araçta ölüm sessizliği oluştu. Dakikalar sonra köye ulaştılar. Konak insanlarla doluydu. Meydana adım attıkları anda bütün bakışlar onlara çevrildi. Şehmus Ağa ortada duruyordu. Yüzünde tuhaf bir zafer ifadesi vardı. "Tam zamanında geldiniz."Sancar öne çıktı. "Ne istiyorsun?" Yaşlı adam gülümsedi. "Gerçekleri." Sonra elindeki eski bir zarfı havaya kaldırdı. Herkes nefesini tuttu. Şehmus Ağa'nın sesi meydanda yankılandı. "Bu zarf açıldığında yıllardır saklanan sır ortaya çıkacak." Berfin'in kalbi hızla çarpmaya başladı. Çünkü zarfın üzerinde annesinin adı yazıyordu. Ve hemen altında tek bir cümle vardı: 'Bu mektup yalnızca Berfin yirmi dört yaşına geldiğinde açılacaktır.' Şehmus Ağa mührü yavaşça kırdı. Kalabalık sessizliğe gömüldü. Sonra yaşlı adam ilk satırı okudu. Ve meydandaki herkes donup kaldı. "Berfin, Erdem ailesinin kızı değildir..."