MyStoryBölüm 2 / 25

Bölüm 2 / 25

Koridordaki Kadın

Kadının sesi koridorun duvarlarında yankılandı.

Bir an boyunca hareket edemedim. Yüzünü seçmeye çalışıyordum ama ışık arkasında kaldığı için gözlerinin altındaki gölgelerden başka bir şey göremiyordum. Yine de onu tanıdığımı hissediyordum.

Nereden tanıdığımı bilmiyordum.

“Sen kimsin?” diye sordum.

Kadın cevap vermedi. Bakışlarını elimdeki kâğıda indirdi.

“Onu sana vermemeliydiler.”

“Bu kayıt ne anlama geliyor?”

Bir adım attım. Kadın geriye çekildi.

“Lütfen,” dedim. “Bana yalnızca ne olduğunu söyle.”

Dudakları aralandı. Bir şey söyleyecek sandım ama önce koridorun diğer ucuna baktı. Ardından yüzüme döndü.

“Demir'e güvenme.”

Bu cümleyi söylerken sesinde öfke yoktu. Yalnızca korku vardı.

“Demir'i tanıyor musun?”

Kadın başını hafifçe eğdi.

“Sandığından daha iyi.”

Sonra arkasını döndü.

Peşinden gitmem gerektiğini biliyordum. Bana sekiz yıldır cevap aradığım soruların kapısını açabilecek tek kişi oydu. Fakat koridorun sonunda bir kapı kapandığında, içimde tuhaf bir tereddüt belirdi.

Sanki onu takip edersem bir daha geri dönemeyecektim.

Yine de yürümeye başladım.

Merdivenlere ulaştığımda kadın çoktan aşağı inmişti. Ayak sesleri lobinin tarafından geliyordu. Korkuluğa tutunarak basamakları indim ve resepsiyonun önüne çıktım.

Nermin Hanım masasında oturuyordu.

“Buradan bir kadın geçti mi?” diye sordum.

Başını kaldırdı.

“Ne kadını?”

“Uzun saçlı, açık renk elbiseli. Az önce koridordaydı.”

Kadının yüzündeki ifade değişti. Elindeki kalemi masaya bıraktı.

“Bu saatte kimse yoktu.”

“Onunla konuştum.”

Nermin Hanım bana uzun uzun baktı. Sonra resepsiyonun arkasındaki saate göz attı.

“Lalin Hanım, odanıza gidin.”

“Beni dinlemiyorsunuz.”

“Sizi dinliyorum.” Sesi alçaldı. “Sadece bazı şeyleri sormamanız gerektiğini söylüyorum.”

“Mesela neyi?”

Kadın cevap vermedi.

Tam yeniden konuşacakken lobinin giriş kapısı açıldı. İçeri soğuk bir rüzgâr doldu. Başımı çevirdiğimde Demir'i gördüm.

Elinde az önce benden aldığı dosya vardı.

Beni görünce durdu.

“Burada ne yapıyorsunuz?”

“Birini arıyorum.”

“Bu otelde kimseyi aramıyorsunuz.”

“Bana emir vermeyi bırakın.”

Demir'in çenesi gerildi. Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık. Sonra elindeki dosyayı kaldırdı.

“Bunun içinde ne olduğunu biliyor musunuz?”

“Benim adımın neden bir ölüm kaydında geçtiğini biliyor musunuz?”

İlk kez cevap veremedi.

O kısa sessizlik, bütün gece duyduğum seslerden daha ürkütücüydü.

Demir bana yaklaştı.

“Bu gece odanızdan çıkmayın.”

“Yine aynı şey. Neden?”

Bakışları bir anlığına resepsiyondaki Nermin Hanım'a kaydı. Kadın başını eğdi.

Demir yeniden bana döndü.

“Çünkü bu gece birinin sizi bulmasını bekliyordum.”

Kalbim hızlandı.

“Kim?”

Demir dosyayı kolunun altına sıkıştırdı.

“Bilmiyorum.”

“Yalan söylüyorsunuz.”

“Keşke öyle olsaydı.”

Bunu söyledikten sonra arkasını döndü ve merdivenlere yöneldi. Bu kez onu durdurmadım.

Çünkü zihnimde başka bir soru belirmişti.

Eğer Demir beni bekleyen birinden haberdarsa, neden kim olduğunu bilmiyordu?

Yoksa bildiği hâlde söylemek mi istemiyordu?

O gece odama döndüğümde kapıyı kilitledim. Perdeleri kapattım ve yatağın kenarına oturdum. Elimdeki kâğıdı tekrar açtım.

“İlk kayıt yanlıştı. İkinci kayıt da olmayacak.”

Cümlenin altına ince bir çizgi çekilmişti. Kâğıdı ışığa doğru kaldırınca alt köşede silik bir damga fark ettim.

Otelin eski logosuydu.

Maviden geriye yalnızca üç harf kalmıştı.

MAV.

Telefonumu çıkarıp otelin adını arattım. İnternet bağlantısı zayıftı. Sayfalar güçlükle açılıyordu. Sonunda eski bir gazete arşivine ulaştım.

Sekiz yıl önce yayımlanmış bir haber.

Başlığı okuduğumda nefesim kesildi.

SAHİLDE BULUNAN KADININ KİMLİĞİ BELİRLENEMEDİ.

Haberde, 17 Ekim gecesi otelin yakınındaki kayalıklarda bir kadın cesedi bulunduğu yazıyordu. Kadının kimliği tespit edilememiş, soruşturma bir süre sonra sonuçsuz kalmıştı.

Fotoğraf yoktu.

İsim yoktu.

Yalnızca olayın gerçekleştiği tarih vardı.

17 Ekim.

Ekranı kapatmak üzereyken haberin altındaki küçük bir bağlantı dikkatimi çekti. Aynı olayla ilgili ikinci bir haberdi. Tarihi birkaç gün sonrasını gösteriyordu.

Başlığı ilkinden daha kısaydı:

DOSYA KAPATILDI.

Haberi açtım.

Metin yalnızca iki cümleden oluşuyordu.

Yetkililer, sahilde bulunan kadının kimliğine ilişkin incelemenin tamamlandığını bildirdi. Olayla ilgili ayrıntılı bilgi paylaşılmayacak.

Telefonu elimden bırakmak üzereydim ki ekranın üst kısmında yeni bir bildirim belirdi.

Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.

Mesajda tek bir fotoğraf vardı.

Eski, solmuş bir fotoğraf.

Fotoğraftaki kadın otelin iskelesinde duruyordu.

Yüzü görünüyordu.

Ve o yüz, benim yüzümdü.

Fotoğrafın altında bir cümle yazıyordu:

“Artık neden öldüğünü hatırlaman gerekiyor.”

Uygulamada reklamsız oku