Bölüm 2 / 24
Asansör
Asansörün kapısı açıldı. İçinden bir adam çıktı. Onu daha önce görmüştüm, bir kez, geçen hafta lobide. Görmemek imkânsızdı zaten. Bir odaya girdiğinde havayı değiştiren türden bir adamdı. Uzun boylu, siyah paltosu omuzlarından dökülen, yüzünde hiçbir şey ele vermeyen bir ifade taşıyan biri.
Adını bilmiyordum ama herkesin ondan bahsederken sesini alçalttığını fark etmiştim. Bir keresinde biri sadece "Kuzey Bey" demiş, sonra hemen konuyu değiştirmişti.
Beni öylece, çoraplarımla, elim hâlâ kalbimin üstünde donmuş halde buldu. Bir an durdu. Gözleri önce bana, sonra arkamdaki kilitli kapıya kaydı. "Bu saatte burada ne yapıyorsunuz?" diye sordu. Sesi sakindi ama soğuktu. Bir soru değil, bir uyarı gibiydi. "Rapor," dedim aptalca. "Mesaiye kaldım."
Gözleri tekrar kapıya kaydı. Sonra bana döndü. "Bu kat geceleri kullanılmaz," dedi. "Kimse size söylemedi mi?" Söylemişlerdi. Ama bunu söylersem onunla konuşmaya devam etmem gerekecekti ve içimde bir şey, bu adamla ne kadar az konuşursam o kadar iyi olacağını söylüyordu. Bir başka şey ise tam tersini istiyordu, ki o şey beni daha çok korkutuyordu.
Duyduklarını söyleyecek misin?