Bölüm 1 / 20
MASANIN ALTINDAKİ GÜNAH
Gala salonunun gürültüsü, kulağımda uğuldayan kendi kalp atışlarımın yanında sönük kalıyordu. Hakan, yanımızdaki iş adamına sahte bir gülüşle başarılarını anlatırken elini omzuma koydu; sahiplenici ama tamamen ruhsuz bir dokunuştu bu. Tam karşımızda oturan Demir Karahan ise, gözlerini bir an bile üzerimden ayırmıyordu.
O koyu gözlerde, kocamın asla fark edemeyeceği kadar vahşi ve aç bir şeyler vardı. Kadehimden bir yudum alırken, bacağıma temas eden sıcaklıkla irkildim. Demir, ağır ve cüretkar bir hareketle uzun bacağını masanın altından benimkine yaslamıştı. Kumaşın üzerinden bile tenimi yakan o sıcaklık, kasıklarımda ani bir sızlamaya sebep oldu.
Gözlerim şokla ona çevrildiğinde, Demir kadehini bana doğru hafifçe kaldırdı, dudaklarının kenarında tehlikeli bir kıvrılma vardı. Hakan hâlâ hararetle konuşuyordu. Demir’in ayakkabısı, yavaşça elbisemin yırtmacından içeri sızıp çıplak bileğime, oradan da baldırıma doğru tırmanmaya başladı. Nefesim boğazımda tıkandı.
Masanın altındaki o gizli, baskıcı dokunuş beni titretirken, Demir gözlerimin içine bakarak masadaki şarap kadehini parmaklarıyla yavaşça okşuyordu. Mesajı netti. "İyi misin hayatım? Rengin solmuş," dedi Hakan aniden bana dönerek. Demir’in ayağı tam o anda bacağımın iç kısmına, en hassas noktama sertçe bastırdı. Çığlığımı yutmak zorunda kaldım.
Hakan’ın eli omzumdayken, Demir masanın altında beni nefessiz bırakacak kadar yukarı tırmanıyordu ve durmaya hiç niyeti yoktu.
