Bölüm 5 / 20
KAFESİN DIŞINDAKİ İLK GECE
Ertesi gün, Demir'in gönderdiği adresteki rezidans dairesinin kapısında duruyordum. Elim kapı kolunda titriyordu. İçeri adım attığımda, şehrin tüm ayaklarımın altında uzandığı devasa pencerelerle karşılaştım. Ve tabii ki o pencerelerin önünde, elinde içki kadehiyle beni bekleyen Demir'le. Üzerindeki takım elbisenin ceketini çıkarmış, gömleğinin ilk birkaç düğmesini açmıştı. "Zamanında geldin," dedi, bana doğru yürürken. "Senetleri almaya geldim," dedim, sesime cesur bir ton vermeye çalışarak. Demir kadehini bir kenara bıraktı. Aramızdaki mesafeyi kapattığında, onun o baskın erkeksi kokusu burnuma doldu. "Önce hak ettiğim şeyi alacağım," dedi ve beni belimden tutup kendine çekti. Dudakları aniden dudaklarıma indi. Bu sakin bir öpücük değildi; aç, vahşi ve sahiplenici bir fırtınaydı. Dilinin ağzımın içinde kurduğu hakimiyete karşı koyamadım. Dizlerimin bağı çözülürken, Demir beni kucağına aldı ve devasa camın önündeki deri koltuğa fırlattı. Üzerime çöktüğünde, kumaş pantolonunun altındaki sertliği kalçamda hissettim. Demir elbisemin omuz askılarını aşağı indirirken, devasa camın ardındaki şehir manzarasında birinin bizi izleme ihtimali ürpertisiyle sarsıldım.