MyStoryBölüm 2 / 5

Bölüm 2 / 5

Rüyalarımdaki Yüz

Adam eşikte durdu. Üstünde gri bir palto vardı, yağmur kokuyordu. Sanki gecenin içinden çıkıp gelmişti.

Onu tanıyordum. Ama nereden tanıdığımı bilmiyordum. Beni asıl korkutan buydu.

Yıllardır aynı rüyayı görüyordum. Bir koridor, yanan bir araba, ve üzerime eğilen bir yüz. Her sabah uyandığımda o yüzü unuturdum. Şimdi o yüz karşımda duruyor, bana gülümsüyordu.

"Sen..." Sesim zor çıktı. "Seni rüyalarımda gördüm."

"Rüya değildi," dedi adam.

Bir adım attı. Tam o anda Kuzey aramıza girdi. O kadar hızlı hareket etti ki nasıl yer değiştirdiğini görmedim bile. Sırtı bana dönüktü, beni adamdan saklıyordu.

"Burada ne işin var, Sami?" Kuzey'in sesi az önce bana konuşurkenki ses değildi. Bunda buz vardı.

"Onu görmeye geldim," dedi Sami sakince. "On beş yıl bekledim. İnsanın merakı bu kadar beklemekle artıyormuş."

"Anlaşmamız buydu. Ona dokunmayacaktın."

"Dokunmuyorum." Sami, Kuzey'in omzunun üzerinden bana baktı. "Sadece bakıyorum. Ne kadar büyümüş. Annesine benziyor, değil mi?"

Annem. Kelime göğsüme bir yumruk gibi indi. Onu neredeyse hiç hatırlamıyordum, sadece eski bir fotoğraftaki gülümsemesini.

"Annemi tanıyor muydun?" diye sordum. Kuzey'in arkasından çıkmaya çalıştım, kolu beni durdurdu.

Sami'nin gözleri parladı. "Onu herkesten iyi tanıyordum, küçük Eylül. O gece de oradaydım. Senin hatırlamadığın o gece."

"Yeter." Kuzey'in tek kelimesi salonu kesti.

"Sana bir şey sorayım." Sami paltosunun cebine elini soktu, çıkardığı şeyi havaya kaldırdı. Yıpranmış, eski bir fotoğraftı. "Bu adam sana neden burada olduğunu söyledi mi? Gerçekten söyledi mi? Yoksa sadece 'borç' deyip kesti mi?"

İçimde bir şey kaydı. Çünkü Kuzey bana borçtan bahsetmişti, evet. Ama adımı nereden bildiğini söylememişti. Beni neden seçtiğini söylememişti. "Sandığından çok daha iyi tanıyorum" demiş, sonra susmuştu.

"Sami." Kuzey artık fısıldıyordu, ve bu bağırmasından çok daha tehlikeliydi. "Bu kapıdan kendi ayağınla çık. İkinci kez söylemeyeceğim."

Sami fotoğrafı cebine geri koydu. Bana son bir kez baktı. Gülümsemesinde hem şefkat hem de korkunç bir şey vardı.

"Ona sorduğun soruyu sormaya devam et, Eylül," dedi geri çekilirken. "Neden sen? O cevabı duyduğunda, bu evde kimden korkman gerektiğini anlayacaksın. Bir ipucu vereyim: o kişi ben değilim."

Kapı kapandı. Salonda sadece şöminenin çıtırtısı kaldı.

Bacaklarım titriyordu. Kuzey'e döndüm. Az önce beni bir yabancıdan saklayan, sesinde buz olan adam şimdi bana bakıyordu. Ve ilk kez yüzünde bir çatlak gördüm.

"Beni neden gerçekten seçtin?" diye sordum. "Bana yalan söyleme. Bu gece yalan söylemeyeceğine söz vermiştin."

Uzun bir sessizlik oldu. Kuzey pencereye yürüdü, gecenin karanlığına baktı.

"Çünkü on beş yıl önce sana bir söz verdim," dedi. "Ve ben sözümü hiç bozmadım."

Donup kaldım.

On beş yıl önce sekiz yaşındaydım. Ve hayatım boyunca Kuzey Demirhan adında bir adamla tanıştığımı hatırlamıyordum.

"Seni hiç görmedim," dedim. Sesim çatladı. "Seninle hiç tanışmadım. Tanışsaydım hatırlardım."

Kuzey bana döndü. Gözlerinde, o güne kadar hiçbir tehlikeli adamda görmediğim bir şey vardı.

"Hatırlamıyorsun," dedi usulca. "Çünkü o geceyi hatırlamaman için her şeyi ben yaptım."

Uygulamada reklamsız oku