Bölüm 5 / 5
Her Şeyin Başladığı Yer
Sabaha kadar oturma odasındaki kanepede oturdum. Uyumadım. Cenk'in fotoğrafı gözümün önünden gitmiyordu. Dudağı patlamış, sandalyeye bağlanmış, ama yaşayan abim.
Kuzey bütün gece telefondaydı. Alçak sesle emirler veriyor, adamlarını bir yerlere yolluyordu. Bir kez bile oturmadı. Şafak sökerken yanıma geldi, iki fincan kahve getirdi, birini önüme koydu.
"Onu bulacağım," dedi. "Cenk'i."
"Nasıl?" Fincanı aldım ama içmedim. "Rıza beni istiyor, Cenk'i değil. Beni vermezsen Cenk'i öldürür. Beni verirsen ben ölürüm. Bu nasıl bir denklem?"
"Üçüncü bir yol her zaman vardır." Karşıma oturdu. "Seni o adama vermeyeceğim. Bunu kafandan çıkar."
"O benim abim, Kuzey."
Bir an sustu. Sonra çok dikkatli bir sesle konuştu, sanki ayağımın altındaki zemin çatlakmış da basacağım yeri seçiyordu.
"Eylül, sana bir şey söylemem gerek. Ve hoşuna gitmeyecek."
Fincanı bıraktım. "Söyle."
"Cenk senin öz abin değil."
Oda bir an döndü. "Ne?"
"Annen öldüğü gece, seni saklamaları gerekiyordu. Sekiz yaşında, ortada, tehlikedeki bir çocuk fazla görünürdü. Bu yüzden seni güvenilir bir aileye yerleştirdiler. Yılmaz ailesine. Yeni bir soyadı, yeni bir geçmiş. Eylül Yılmaz diye büyüdün çünkü Eylül Aydın'ın hayatta olduğunu kimse bilmemeliydi." Gözlerimi kaçırmadı. "Cenk seni gerçek bir kardeş gibi sevdi, buna inanıyorum. Ama kanın değil. Ve birisi bunu, onun zayıflığını, seni bana ulaştırmak için kullandı."
Ellerim titredi. Hatırladığım tek aile, tek geçmiş, tek isim. Hepsi bana giydirilmiş bir elbiseydi.
"Yani ben kimsenin kızı değilim," dedim. Sesim boştu. "Ne Yılmaz'ım, ne de hatırladığım biri."
"Sen Nilüfer'in kızısın." Kuzey öne eğildi. "Bunu asla unutma. Geri kalan her şey üstüne giydirilmiş bir kalkandı. Ama sen, sen gerçeksin."
Gözlerim yandı. Ona bakamadım, başka bir yere bakmam gerekti, yoksa ağlayacaktım. Ama o elini uzattı, parmaklarını çenemin altına koydu ve yüzümü nazikçe kendine çevirdi.
"Bana bak," dedi.
Baktım. O kadar yakındı ki gözlerindeki altın lekeleri görebiliyordum. Soğuk dediğim o gözler şimdi soğuk değildi.
"On beş yıldır seni uzaktan izledim," dedi. "Okula başladığını, büyüdüğünü, ilk işine gittiğini. Bir kez bile yaklaşmadım, çünkü yaklaşırsam tehlikeye atardım. Her doğum gününde, bir yerlerde, senin için bir kadeh kaldırdım. Sana neden bu kadar uğraştığımı soruyorsun ya..." Sesi kısıldı. "Çünkü hayatımda doğru yaptığım tek şey, o gece o arabadan çıkardığım küçük kızdı. Ve onu ikinci kez kaybetmeye niyetim yok."
Nefesim durdu. Aramızdaki mesafe eriyordu, kim yaklaşıyordu bilmiyordum, belki ikimiz birden. Dudakları dudaklarıma o kadar yaklaştı ki sıcaklığını hissettim.
Sonra kapı vuruldu. Adamlarından biri, "Reis, bir şey buldum," dedi.
An kırıldı. Kuzey geri çekildi, ama gözleri bir saniye daha üstümde kaldı.
İşte o noktada, ne yapacağıma karar vermem gerekti.