MyStoryBölüm 3 / 6

Bölüm 3 / 6

Annesiz Kalan Bebek

Asude Hanım, Sevde Hanım’a bakarken içi sızlıyordu. Oğlu günlerdir bu çocuğun yüzüne bile bakmıyor, Berfin’in emanetini reddediyordu.

Bir akşamüstü, avluda oturmuş bebekle ilgilenirken Sevde Hanım, Asude Hanım’a dönüp sessizce konuştu: “Bu böyle olmayacak Asude Hanım… Fırat’ın yarası çok derin. Ben bu yavruyu kendimle götüreyim. Hem sakin bir yerde büyür, hem de Fırat biraz kendine gelir.”

Asude Hanım’ın dudakları titredi. “Bilmiyorum Sevde… Belki de haklısın. Ama Berfin’in emanetini ondan ayrı tutmak… İçime sinmiyor,” dedi gözleri dolarak.

Sevde Hanım kucağındaki bebeğe baktı. “Ben kızımdan kalan bu emaneti kendi evimde bakarım. Bir gün Fırat isterse, gelip alır. Ama şimdi değil,” dedi kararlı bir sesle.

Tam bu konuşmalar olurken konağın kapısında bir araba durdu.

Eski ahşap kapı gıcırdayarak açıldı. İçeriye ince uzun boylu, siyah saçlarını şalın Altından salmış bir genç kız girdi. Üzerinde yol tozu, gözlerinde hem keder hem öfke vardı. Berçem’di bu. Urfa’da halasının yanında kalıyordu; ablasının ölüm haberini alır almaz hiç düşünmeden yola çıkmıştı. Çocukluğundan beri ilk defa Dağlı Konağı’na adım atıyordu.

Avludaki kadınlar fısıldaştı, kimileri “Berfin’in kız kardeşi…” diye mırıldandı. Berçem, sessizce içeri girdi. Gözleri bir an Sevde Hanım’ın kucağındaki bebeğe kaydı; ablasından geriye kalan tek nefesti bu. Yutkundu, gözleri doldu ama ağlamadı. Sevde Hanım, genç kıza yaklaştı. “Kızım…” dedi yumuşak bir sesle. “Başın sağ olsun.”

Berçem, ablasının cenazesi için konakta olduğunu biliyordu ama yüreğinde başka bir ateş vardı. Bebeğin başına eğildi, ufacık yüzüne baktı. “Bu benim canım ablamın öpüp koklayamadığı canı daha dün gibi hatırlıyordu telefonla arayıp hamileliğini berçem'e haber verdiği gün canım yeğenim…” dedi titreyen bir sesle. “Berfin’in emaneti. Onu kimseye bırakmam.” Konağa Gelmeden önce mezarlığa gitmiş saatlerce ablasıyla konuşmuştu.

Asude Hanım üzülerek baktı. “Kızım, Fırat henüz kabul etmiyor. Annen se sizin konağa götürmek istiyor…”

Berçem’in bakışları karardı. “Ablamın evladı bana emanet. Ben varım artık. Ne gerekiyorsa yaparım. O bebek annesiz kaldı, bir de yuvasız kalmasın.” Fırat, yukarıdan bu konuşmaları duymuştu. Merdiven başında durmuş, yüzünde yorgun ve asabi bir ifade vardı. Berçem’in gözleri onun gözleriyle buluştu. Aralarında kısa, sessiz bir bakışma oldu. Fırat bir şey söylemeden geri döndü, odasına çekildi.

Berçem bebeğin başını okşadı. O anda içinden bir yemin etti: Ablasının emaneti bu çocuğu kendi canı gibi koruyacak, ne Fırat’ın öfkesi ne de törenin soğuk duvarları onu vazgeçirecekti.

Konağın avlusuna bir sessizlik çöktü. Rüzgâr, taş duvarlara çarpıp geri dönerken Berçem’in yüzünde hem keder hem kararlılık vardı. Sevde Hanım bebeği biraz daha sıkıca sardı, gözleri doldu.

Asude hanım ise “Belli ki bu konakta yeni bir fırtına çıkacak,” diye geçirdi içinden. Dağlı Konağı’nın ağır kapısı, Berfin’in cenazesinden sonra hâlâ kapkara bir yas perdesi gibi duruyordu.

Fırat, günlerdir avluya adım atmıyor, hizmetçilerin taşıdığı yemekleri bile doğru dürüst elini sürmüyordu. Çocuk odası sessizdi; bir zamanlar Berfin’in seçtiği perdeler hâlâ asılıydı ama beşik boştu, çünkü Fırat göz göze gelmek istemediği için Sevde Hanım’ın odasında kalıyordu bebek.

Berçem, avlunun taşlarına basarken bu sessizliği her adımında hissetti. Ablası Berfin’in kokusu, duvarlarda hâlâ duruyor gibiydi. Ama bu konakta artık kimse o bebeği istemiyor, kucak açmıyordu. O yüzden kararını vermişti: Bu çocuk, kendi konaklarına gelecekti. Onu ancak o büyütebilirdi.

Sabahın erken saatinde annesi Sevde’nin yanına girdi. Kadıncağız bir köşede dua ediyordu. Berçem usulca yanına oturdu. “Anne,” dedi, sesi titreyerek, “kararımı verdim. Bugün Eve dönelim baranıda alıp götüreceğim. Ablamın doğduğu evde büyüyecek. Fırat Ağa ona bakmıyor, yüzüne bile bakmak istemiyor. Burada kimsesiz kalır.”

Sevde Hanım kızına baktı. “Kızım, biliyorum, Fırat’ın içi paramparça.

Ama bu kolay değil. Asude Hanım’a da söyledim konuştum bu konuyu sen gelmeden asude hanımda götür dedi madem sende gidelim diyorsan bugün evimize gidelim hem çok kaldım burda. Baban bugün yarın arar gel diye o aramadan biz gidelim işlerinden dolayı 4 gün kaldı gitti.

Asude hanım selim beyle konuşacaktı bu konuyu eğer konuştuysa torunumu da alır gideriz. Bu konakta her şey selin bey'in onayından geçer. O, hem Berfin’in hem de Fırat’ın büyüğü.”

Berçem başını salladı. “Ben gidip konuşayım bakalım selim bey ne demiş. Konuşmasa bile ben konuşurum Onun bana izin vereceğine eminim dedi. Ablamın emanet o, bırakmam.”

Biraz sonra Berçem, ağır ahşap kapıyı çalıp Asude Hanım’ın odasına girdi. Yaşlı kadın pencerenin önünde kahvesini yudumluyor, uzaklara bakıyordu. “Asude Hanım,” dedi Berçem saygıyla, “size bir şey söylemem lazım.”

Kadın yüzünü ona çevirdi. “Gel kızım ne konuşacağını biliyorum. Annenle konuşmuştuk, annen giderken torunumu da götürmek istiyor”

Berçem"evet asude hanım bende çok istiyorum ablamın çocukluğunun geçtiği evde yaşasın hep biliyorsunuz fırat'ta istemiyor onu burda. Asude hanım" kızım açık konuşacağım bana kalsa izin vermem burda benimle kalsın babasını atasının yanında ama gel gör ki fırat'ın durumu iyi değil selim ağayla konuştum fırat 'ın durumundan dolayı sizinle gelmesine karar verdik.

Uygulamada reklamsız oku