MyStoryBölüm 4 / 12

Bölüm 4 / 12

4. bölüm

Öğle sularında uyandığımda Aslı'dan gelen mesajı okumaya başladım: "Seni bekliyorum, uyanınca gel lütfen."

​Aslı'nın evi bana çok uzak değil. Dün gecenin tüm yorgunluğu hala üzerimde. Yataktan zorla kalktım ve doğruca banyoya attım kendimi. Kısa bir duşun ardından üzerime rahat bir şeyler geçirip Aslı'nın evinin yolunu tuttum.

Yolda fırına uğrayıp simit ve açmaları alırken tonton amca ile de ayaküstü hasbihal ettikten sonra Aslı’nın evine ulaştım.

Aslı çok heyecanlı; şimdiden güzel yüzü parlamış, anne olmak ona çok yakışacak. Önce güzel bir öğle kahvaltısı yaptık.

Konu kurtardığım adama, Karan'a geldi. Merak edip etmediğimi soruyordu. Evet, merak ediyorum ama sırf o abisi yüzünden de hastaneye gitmekten çekiniyordum.

​"Nev, çocuk kaç gündür hastanede, hiç merak etmiyor musun durumunu? Belki o da kendini kurtaran meleği tanımak ister. Bence o kontrol manyağı buzlar prensi abisine de bir insanlık dersi vermiş olursun. Bak, hadi kalk bir çiçek alıp gidelim hastaneye." Dedi Aslı.

​"Aslı saçmalama! Adam beni kaçırdı, sorgulamak için evine kadar getirtti. Utanmadı, fırsatçılıkla suçladı beni; hatta 'Derdin nedir, para mı istiyorsun?' diye sordu. Tekrar bir daha kendi irademle ayağına mı gideceğim?" dedim.

​"Kızım saçmalama, sen abisi için değil çocuk için gidiyorsun. Sen onun hayatını kurtardın. Sizin aranızda bir bağ oluştu, sırf o kibir abidesi abisi yüzünden koparamazsın."dedi.

​Ne kadar "olmaz" desem de günün sonunda her zaman Aslı'nın dediği oluyordu. Aslı’nın zorlaması sonuç verdiğinde isteksizce yollara düştüm.

Aslı direksiyon başında sürekli konuşuyordu; benim bu ziyarete ne kadar hakkım olduğu konusunda beni ikna etmeye devam ediyordu. Yolun kenarındaki çiçekçide durup bir buket papatya aldık.

​Hastanede danışmadan oda ve kat bilgisini alıp yönlendirilen kata çıktık. Bir koruma ordusu vardı resmen. Kendimi tanıttım, Karan'ı görmek istediğimi söyledim. Karan'ın odası olduğunu düşündüğüm odaya girip sordular ve bizi işaretle odaya yönlendirdiler.

​Karan henüz iyileşmemişti; bitkin yüzünde hâlâ o gecenin izleri vardı. İçeri girdiğimizde Karan'ın yüzüne bir gülümseme oturdu.

​"Merhaba, ben Neva. Nasılsın?" diye sordum.

​Karan, kısık ve bitkin bir sesle: "Demek yaşama sebebim olan o melek sensin. Sesini hatırlıyorum, 'Ölmeyeceksin' demiştin," dedi.

​Gözlerim doldu. "Sadece ambulansı bekledim, çok güçlüymüşsün; bak, iyileşiyorsun," dedim.

​Biz Karan’a ziyaretimizi çok uzatmadan sonlandırmak adına vedalaşma aşamasına geçtiğimizde kapı açıldı ve buz prensimiz içeri girdi. Sert ve kibirli bakışlarını üzerimizde gezdirdi. Bu adam beni korkutuyordu.

​"Burada ne işin var senin? Seni çağırdığımı hatırlamıyorum." dedi.

​"Beni kimsenin çağırmasına gerek yok Emir Bey. Kardeşinizin durumunu merak ettim, onu görmeye geldim. Ama görüyorum ki burada insanlık kalmamış." Diye cevap verdim.

​"Abi dur! Ne yapıyorsun sen? Neva benim hayatımı kurtardı. Ona böyle davranamazsın. Ona teşekkür etmen gerekirken bu tavırların nedir böyle?" dedi endişeli güçsüz sesiyle.

​Odadan adeta kaçarcasına ayrıldım. Hemen ardından kapı tekrar açıldı ve ağır, tok ayak sesleri koridorda yankılandı. Peşimizden gelen o buz prensinin dudaklarından ismimin dökülmesi, beni olduğum yere çivilemeye yetti.

​"Neva! Bir dakika. Neden hâlâ buralardasın? Polise ifadeni verdin, Beykoz’da da bana anlatman gerekenleri anlattın. Bırak artık bu iyilik meleği pozlarını. Derdin ne senin Nev? Bu...?"

Bir eli cebinde, yüzünde o meşhur kibirli ifadesi; elinde içeriden aldığı, benim getirdiğim çiçekler vardı. Elindeki çiçekleri "ucuz otlar" diyerek koridorda duran çöp kutusuna doğru adımladı.

​"Benim bir derdim yok Emir Aslan Yenilmez. Sadece kurtardığım insanın durumunu merak ettim. Malum, hiçbir haber kanalında yayınlanmadı olay. Görmek istedim sadece; biz buna insanlık diyoruz. Tabii siz bunu anlayamazsınız." Dedim.

​Emir Aslan hafif, yandan çarklı bir gülüşle: "İnsanlık... Güzel bir kılıf bulmuşsun kendine. Ama ben bu dünyada o kadar çok insanlık maskesi gördüm ki altında yatan gerçek niyetlerin kokusunu alırım. Şimdi söyle bakalım; derdin Karan’ın şu hayatını kurtarmış olmanın yarattığı büyüyü kullanıp onun duygusal boşluğunu kullanmak mı yoksa para mı?"

​Ellerim titremeye başladı. Ağlamak istemiyordum ama bu sözler katlanılır gibi değildi. Aslı'dan destek almaya çalışarak ayakta duruyorum.

​"Siz ne söylediğinizin farkında mısınız? Benim bundan nasıl bir çıkarım olabilir? Herkesi satın alabileceğinizi mi sanıyorsunuz siz; her iyiliğin bir bedeli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ben insanlık yaptım. Umursamadan evime de gidebilirdim. O zaman bu hastane odasında iyileşmesini beklediğiniz kardeşinizin belki de cenazesini, taziyelerini kabul ediyor olurdunuz. Karan’ın abisi olduğunuz için onun adına üzgünüm. Sizin gibi bir buz dağı ile büyümesi onun en büyük yarası olmalı..." dedim.

Ama artık sesim iyice direncini yitirmişti. Hayır, hâlâ anlamıyorum; ben hayat kurtarmıştım ama resmen orada olmam planlıymış gibi davranıyordu.

​"Kardeşim hakkında analiz yapmak senin haddine düşmez küçük hanım. Bak... Sana bir kez daha söyleyeyim; senin Karan’ı yollardan toplaman bizim ailemize giriş biletin olamaz asla. Bunu aklından dahi geçirme. Ve bir daha da 'insanlık' diye Karan ile görüşmeye çalışma. Bir daha karşıma çıktığında bu kadar nazik olamam..."

​Arkasını döndü. Çiçeklerimi çöpe attığı için artık boş olan diğer elini de cebine sokup ilerlemeye başladı.

​"Biliyor musunuz Emir Bey? Aslında 'Yenilmez' değilsiniz. Siz kimseye güvenmeyecek kadar çoktan yenilmişsiniz. O çiçekler ot değil, baharın getirdiği hatıralar... Tabii sizin mevsiminiz hep kış değilse..."

​Şu an bütün hıncımı Aslı’dan çıkarmalıydım. Beni buraya getirmesine asla müsaade etmemeliydim. Ama hamile…

Tepinerek koridorda ilerliyorum. Belli, suratından o da çok üzüldü ve eminim bu kadarını asla beklemiyordu. Aslı konuşmak için ağzını açtığında, bir adım önden yürümeye devam ederek sol elimi havaya kaldırdım; bu, susması gerektiğini ona anlatmak için yetti.

Otoparktaki arabaya binmeden önce sert sert tepine tepine ayaklarımı yere vurdum ve bir çığlık attım.

Uygulamada reklamsız oku