MyStoryBölüm 1 / 6

Bölüm 1 / 6

Viran Ağa

Viran Ağa

Bölüm
6
Puan
Yeni
Okunma
9

1.Bölüm

1. Bölüm Berdel Demirhan Konağında o gün sabahında büyük bir ölüm sessizliği yatıyordu. Zişan merdivenlerin başında gözyaşları sel olmuş bir vaziyette yine de başı dimdik duruyordu. Giydiği elbisenin paçasını parmak uçlarıyla kavramıştı ve sımsıkı tutmuştu. Diğer eli de yüzünde sel olan gözyaşlarını silmekle uğraşıyordu. Az önce birkaç ağanın avluda toplanıp kendisi için verdiği kararı duymuştu ve oldukça sorguluyordu. Babası, yılladır aşiretin başındaydı ve ilk kez kızı için alınan karara karşı gelememişti. Babası, yıllardır aşiretinin sözünü geçiren, düşmanlarının karşısında bir kez olsun başını eğmeyen Demirhan Ağa, şimdi kendi kızının gözlerine bakamıyordu. İlk kez kızına bakmaktan çekiniyor ve utanıyordu. Bugün gözü önünde kızının ölüm fermanı imzalanmıştı ve kendisi bir kez olsun sesini çıkaramamıştı. Kendisini işte şimdi bir baba olarak göremiyordu, töreye boyun eğmek zorunda kalmıştı. En çok zoruna giden durum da buydu. “ Viran Karahan ile evleneceksin.” denmişti. Verilen karar, bir yemin gibiydi. Dönmek istesen dönemiyorsun, vazgeçmek istersen de vazgeçemiyorsun. Karar avlunun içinde birden bire yankılandı. Zişan ilk önce verilen kararın kendisiyle alakalı olmadığını, kararın yanlış alındığını düşündü. Sonra gözü babasının dudaklarına kaydı ve babasının dudaklarını okudu. Az önce duyduğu sözcükler babasının ağzından çıkmıştı ve kalbine acı bir şekilde mıhlanmıştı. Babasından böyle bir şey duymayı beklemiyordu kulakları. Kendisi için emir çoktan verilmişti, eğer denilen berdel gerçekleşmezse muhtemelen onu öldüreceklerdi. Avlunun ortasında oturan adamlara tek tek gözü değdi, hiçbirinin gözü kendisine değmiyordu. Bakışları bile dönmüyordu. Karar kendisine bile sorulmadan verilmişti. Doğu’ da alınan kararlar da kızların kararları sorulmaz ve hemen alınan kararı uygulamaya geçilirdi. Zişan böyle bir evliliği asla kabul etmezdi. Viran ağanın çok sert ve acımasız biri olduğunu biliyordu. Onla evelenemedi, eğer evlenirse biliyordu ki hayatı kendisine zehir ederdi. Zişan merdivenleri hızla inmeye başladı, evliliğe itiraz edecekti. Başka çaresi kalmamıştı. Avlunun başına geldiğinde babasının karşısına çıktı. Gözyaşları pıt pıt yüzüne akmaya başladığında setçe silmeye başladı. Söz vermişti kendisine, asla ağlamayacağına dair. Ailesinin karşısında en savunmasız şekilde duruyordu şu anda. Bir zamanlar bakmaya kıyamadığı babası, düşmanlarının oğullarına kendisini berdel olarak veriyordu, en çok zoruna giden de buydu. Babasının karşısına geçtiğinde babası yüzünü kaldırmayı akıl edebilmişti. Zişan’ın yüzüne mahcup gözlerle bakıyordu. “ Ne dedin sen baba? Söylediklerini kulakların duyuyor mu?” “ Duydun.” Zişanın yüzünde silik bir gülümseme oluştu ve bakışları sertleşti.

“ Beni düşmanının o sert ve acımasız oğluna mı vereceksin?” Viran ağa ile evlenmek istemiyordu. O eve gittiğinde boşanmak istese boşanmalarına izin verilmeyecekti. Zişan hiçbir zaman böyle bir evlilik hayal etmemişti ki. Mutlu ve sevildiği bir ilişkinin içerisinde hep olmak istemişti. Mecbur hissettiği ve zoraki bir zorunluluğun içerisinde olduğu bir evlilik hiç mi hiç istemiyordu. Babasının cevabı gecikmedi, hemen cevabını verdi. “Viran artık düşmanımız değil. Bu evlilikle iki aşiret arasındaki kan davası bitecek.” Zişan bir anda düşmanlığın nasıl son verdiğini anlam veremedi. Yıllardır devam eden düşmanlık nasıl bir anda biterdi? Zişan evliliğin olmaması için elinden geleni yapacaktı. “ Kan davası gerçekten bitecek mi yoksa siz kendi ellerinizi temizlemek için mi benim hayatımı mahvetmeyi düşünüyorsunuz?” diye sordu. Elinden gelse bir tek babasını değil, tüm dünyayı karşısına alacaktı da elinden bir şey gelmiyordu. Yirmi yaşına kadar hiç bağırmaya babası, bugün hayatında ilk defa tüm avlunun ortasında adamların içinde kendisine bağırdı. “ Kendine gel diyorum Zişan. Söylediğin lafların ayarını bil.” Zişan geri adım atmadı. Dili sussa da gözyaşları susmak bilmedi. Biri bitiyor, diğeri başlıyordu. Zişan bu evliliğe boyun eğmeyecekti, son derece kararlıydı. Gerekirse o evliliği Viran ağaya zehir edecekti ama yine de boyun eğmeyecekti. Boyun eğmek lügatinde asla yoktu, çünkü birine karşı boyun eğilmemesi gerektiğini babası öğretmişti. “ Ben bir başkasının kızı değilim baba, senin kızınım. İnsan bir berdel uğruna kızını satar m bir başkasına ?” dedi. Demirhan Ağanın, kızının söylediklerinden sonra yüzü asıldı ve boynu kasıldı. Kızını küçüklükten itibaren dik başlı yetiştirmişti. Asla berdele boyun eğmemesi gerektiğini söylemişti, şimdi kendi kararını çiğnemek zorunda kalmıştı. Bir gün gerçekten bunu yapacağı hiç aklına gelmemişti. Berdel olmaması için çok fazla direnmişti ama tek başına bir yere kadar sözü geçiyordu. Demirhan Ağa, kızının böyle konuşmasına dayanamadı. Kızını asla evlendirmek istemiyordu, kendisi de kıyamıyordu ama eğer evlendirmezse oğlu ölecekti. Oğlu her zaman kızından bir adım öndeydi. Kız çocukları törede asla değerli olmazdı, bir eşya gibi satılırdı. “ Sen ne dersen de bu evlilik olacak Zişan. İnkâr etmenin kimseye bir faydası yok. Hem tek sen evlenmeyeceksin. Onun kız kardeşi Meyra da ağabeyin Baran'la evlenecek. Böylece iki aile birbirine bağlanacak. Kan davası diye de bir şey ortada kalmayacak.” Kan davası bir evlilikle bitiyor muydu? O zaman yıllardır töre uğruna öldürülen kadınlar neydi?

Zişan, yıllardır töre uğruna öldürülen kadınları görüyordu, ya da görmek zorunda kalıyordu. Kaç masum kişinin canı töre için yanmıştı? Kaç kişinin ahı kalmıştı, hesaplayamıyordu. Şimdi töre uğruna kendisinden vazgeçilen bir diğer kadında kendisiydi. Belli etmemeye çalışsa da canı çok yanıyordu. Öldürülmekten korkuyordu, o da diğer kadınlar gibi sadece yaşamak istiyordu. Zişan'ın içinden bir şey koptu. Baran da biliyor muydu? Bilseydi de bir şey değişmezdi. Töre denilen şey bir kural koyduysa her kez o kurala uymak zorundaydı, başka çare yoktu. Başını kalırdı ve gözyaşlarını elinin tersiyle sildi. Sorma gereği hissetti. “ Peki, ben evlenmek istemiyorsam?” Babası hiçbir şey demeden gökyüzüne baktı, gözleri ıslanmıştı. Kızını vermek istemiyordu ama buna mecburdu. Ağzından tek kelime çıktı. “İsteyeceksin.” Zişan bir an babasının kendisini duymadığını ve anlamadığını fark etti. Babasının kendi isteklerinin bir önemi olmadığını biliyordu. Sadece verildiği kararın bir an önce uygulanmasını istiyordu. Başka bir şey bilmiyordu. Yalnızca bildiği tek bir şey vardı, o da babasının vereceği karardan pişman olacağını biliyordu. Daha fazla burada durmak istemedi. Bir an önce konaktan çıkmak ve rahat bir nefes almak istedi ama mümkün olmayacak gibiydi. Kapıdan çıkarken duyduğu söz yerinde mıhlanmasına neden olmuştu. Babasının söylediği son sözler, hayatını ve kaderini değiştirecek türdendi. “ Yarın sabah ailesiyle tanışmaya Karahan Konağına gidiyorsun.” Zişan bir müddet durdu ve ne diyeceğini bilemedi. Derin bir nefes aldı ve istemsizce dudakları kıvrıldı. Kendi kendine bir söz verdi, bugünden sonra asla ağlamayacaktı. Kendini asla gittiği yerde ezdirmeyecekti, biri bir şey söylediğinde alttan almayacaktı. Arkasını döndü ve babasına cevap verdi. “ Giderim.” Dedi. Sesi bir kez olsun bile titremedi. İşte ilk kez o zaman kendine olan güveni arttı. Töreye boyun eğmeyecekti, ağanın karısı olacaktı. Kendisi de bir hanım ağa olacaktı. Bu da böyle bilinsindi. “ Beni oraya göndersiniz de asla boyun eğmeyeceğim, kimsenin kölesi olmayacağım. Haberiniz oldun.” Dedi. Zişan avludan çıktı ve kapıyı arkasından kapattı. Zişan Ağa ise arkasından huzursuz bir şekilde bakma gereği hisseti. Kızını biliyordu, bir şey diyorsa kolay kolay asla vazgeçmezdi. İnadı inat biriydi. Viran Ağa, kendisine karşı gelinmesinden hoşlanmazdı

Uygulamada reklamsız oku