MyStoryBölüm 2 / 6

Bölüm 2 / 6

2.Bölüm

2. Bölüm – Karahan Konağı Karahan Konağında sabahın ilk ışıklarında dahi bile gergin bir sessizlik hâkimdi. Taş duvarların arkasında bile hüküm süren ve bitmek bilmeyen bir savaş vardı. Konağın koridorlarında yürüyen herkes adımlarını ölçerek atar, konuşurken kelimelerini seçerdi. Çünkü bu konağın ağası, kendisine söylenen bir sözü unutmazdı. Hele ki o söz bir meydan okumaysa… Viran Karahan, odanın içerisinde çalışma masasının başında oturmuş, saatlerdir ara vermeden çalışıyordu. Ara ara başı kolundaki saate gidiyor ve bir an önce haberin gelmesini bekliyordu. Giydiği siyah gömleğin kollarını yarıya kadar sıyırmış ve kollarının dirseklerini masaya dayamıştı. Gözleri bilgisayar ekranına odaklanmaktan yavaş yavaş ağrımaya başlamıştı. Tam o sırada kapının çaldığını duydu ve içeri girecek olan kişi kendisine cevap verilmeden asla içeri giremezdi. Bu Viran Karahan’ın koyduğu bir kuraldı. Aksini çiğneyen ve kurallara uymayan kişinin sonu ölümdü. Viran Karahan ile çalışan herkes bunu bilir ve ona göre davranırdı. Viran Karahan, dışarıdaki adama cevap verdi. “ Gir.” diye seslendi. İçeri giren adam, ellerini önünde birleştirerek konuşmak için izin istedi. “ Konuş.” Adam başını salladı ve konuşmaya başladı. “ Ağam, Demirhan Konağından size haber geldi. Viran Karahan, dudakları yukarı doğru kıvrıldı. O da kimseyle evlenmek ve berdele boyun eğmek istemiyordu belki ama kendisiyle evlenmeyi kabul eden kadına hayatı zehir edeceğine söz vermişti. Hayatın kendisine zehir edileceğini bilmeden ve hayatına giren Zişan’ın kendisinin göz bebeği olacağından bir habersiz kendi kendine plan yapıyordu. Viran elindeki çalıştığı dosyayı kapattı ve bakışlarını karşısındaki adama doğru yöneltti. “Uzatmadan söyle. Kısa kes.” “Berdel kabul edilmiş. Zişan Demirhan sizinle evlenmeyi kabul etmiş. Baran Demirhan da Meyra Sultan'la evlenecekmiş.” İşte, bunu beklemiyordu. Zişan’ı tanımıyordu belki ama dışarıdan aldığı duyumlara göre inatçı bir yapısının olduğunu biliyordu o yüzden de kabul etmeyeceğini düşünmüştü. Demek ki gerçekten babasına boyun eğmek zorunda kalmıştı. Bir yanı genç kadına acımayı düşünse de, kardeşine de acınmadığını gördüğü için vicdanını susturmayı tercih etti. Viran’ın yüzünde hiçbir değişiklik olmadı. Parmaklarını yalnızca elindeki kalemin üzerine birkaç kez vurmayı tercih etti. “ Berdeli kabul etmiş mi?” diye sordu. “ Öyle söylendi bana ağam.” dedi. “ Kız Demirhan Ağanın sözünden çıkamıyor mu?” “ Sanırım Ağam.” “ Bir şey daha var ağam...” Viran Ağa, lafın asla uzatılmamasından hoşlanmazdı. Kendisi önünde laf gevelenmesinden ya da lafın iki kere söyletilmesinden de haz edilmezdi. “ Bir an önce söyle ve dışarı çık. Lafı ağzında geveleyip durma.” Adamda yutkunma isteği oluştu ve istemsizce komut edercesine başını salladı. Viran Karahan’ dan herkes korkuyordu. Korkmuyorum diyen de muhtemelen yalan söylüyordu. “ Zişan Hanım'ın kolay boyun eğen biri olmadığı söyleniyor. Babasına karşı çıktığı, bu evliliği istemediğini açıkça söylediği konuşuluyor.” Viran Karahan’ın dudaklarından istemsizce bir tebessüm oluştu ve dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Odadaki hava bir anda ağırlaşmaya başladı ve Viran sandalyesinde gerildi. Arkasına yaslandı ve yüzünde beliren gülümseme ürkütücü bir vaziyetteydi. “ Öyle mi ?” diye sordu. Kendi kendine mırıldanma gereği hissetti. “ Güzel.” Adam, şaşkınlıktan dilini yutacaktı az daha. Böyle bir şey duymaya alışkın değildi ki. Viran’ın vakti daralıyordu. Sandalyeden hızlıca kalktı ve ceketini alarak giydi. İnsan, karşısındakini tanımadan onun hakkında hüküm vermemeli. Madem dili bu kadar cesur, bakalım o cesareti benim konağımda da gösterebilecek mi? Önemli olan da bu değil mi?” Kapıya doğru yürüyecekken bir anda adama doğru dönüp baktı ve tekrar konuşmaya başladı. “ Düğün hazırlıklarını başlatın bir an önce. Hiçbir eksik istemiyorum bak ona göre.” Karşısındaki adam cevap verdi. “ Baş üstüne, ağam.” Dedi. Viran, odanın dışında çıktığında merdivenlerin başında kız kardeşi olan Meyra ile karşılaştı. Annesi öldüğünden ve babası başka birinin koynuna girdiğinden beri kardeşini kendi büyütmek zorunda kalmıştı. Kardeşi yirmi iki yaşındaydı ve yaklaşık on beş yaşından beri kardeşi elinde büyümüştü. Şimdi bir berdel uğruna kendisi de asla bir başkasına kardeşini vermek istemezdi. Gönlü el vermezdi ama bu topraklarda yaşayan herkes bilirdi ki kız çocuklarının hiçbir değeri yoktu. Yirmi iki yaşındaki genç kadın, abisinin yüzündeki ifadeyi görünce susmak zorunda kaldı ve yüzündeki ifadeyi tartarak söylemeye çalıştı. Aksi takdirde büyük bir hüsrana uğrayacağının kendisi de farkındaydı. Viran, dışarıya karşı sert ve merhametsiz olsa da, kardeşine karşı her zaman merhametli ve anlayışlıydı. Yine de berdeli kabul etmek zorundaydı, eğer kabul etmezse de ağalığına laf geleceği için susmak mecburiyetindeydi. Ağalığına laf ettiremezdi ve ikisi de evlenmek zorundaydı. Meyra abisini gördüğünde sessizce bir müddet düşündü ve konuşmak için bekledi. “ Abi.” diye selendi temkinli bir ifadeyle. Viran dönüp bakmak istemedi ama kıyamadı. Yine de gözlerini yanı başındaki kardeşine çevirdi. Meyra’nın gözleri dolmuştu, ağladı ağlayacak gibi duruyordu. Viran bir an ne diyeceğini bilemedi, öyle bir abi deyişi varı ki. Meyrayı o an sarıp sarmalamak istedi. “ Baran Demirhan’la evleneceğimi söylediler. Bu haber doğru mu? Beni ona verecek misin?” Viran Karahan, bakışları bir müddet yerde durdu ve gözleri doldu. Kardeşini kendisi de vermek istemezdi ama törenin kuralları bunu gerektiriyordu. Kendisi istese de engel olamazdı, elleri yumruk oldu. Dudaklarından tek bir kelime çıktı. “ Doğru.” Meyra’nın yüzü istemsizce gerildi. Meyra ellerini önünde kovuşturdu ve abisinin dediği sözcüğü algılamaya çalıştı. Viran Karahan’ın kendisi için böyle bir karara evet dediğine inanamıyordu. Gerçekten anlam veremedi, abisinin yüzüne tekrar baktı. Abisinin gözlerinde tek bir acıma duygusu göremedi ve konuşma isteği duydu. Gözlerindeki yaşlar birer birer dökülürken Meyra hıçkırarak ağlamaya başladı. “ Bana sormadan nasıl böyle bir karar alabiliyorsun abi? Benim hiç mi değerim yok senin gözünde?” Viranın bakışları sertleşti. Viran, Meyranın böyle fütursuzca konuşmasına engel oldu. Yine de karşısında bir ağa vardı ve ona göre hareket etmesi gerekiyordu. “ Bu iki evlilik ailelerin arasındaki husumetti bitirecek, kanı durduracak.” Abisinin dedikleri Meyra’nın bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu. “ Ben sizin aranızda bir anlaşma maddesi gibi mi duruyor muyum?” Soru, koridorda yankılanmadı belki ama Viran'ın yüzündeki ifadeyi değiştirmeye yetti. Meyra’yı dikkatli konuşması için uyardı ve sesini yükseltmemesi gerektiğini söyledi. Viran’ın sinirden çene hatları gerildi, gözleri ateş gibiydi. Şu anda herkesi yakabilirdi. “Meyra, senin karşında abin var. Dikkatli konuş o yüzden.” Meyra, olanları hazmedememişti. Bildiği tek bir şey vardı ki Baran Demirhan ile evlenmek istemiyordu. Genç kadın, abisinden gözlerini kaçırmadı. Tam aksine ‘ senden korkmuyorum’ dercesine abisinin yüzüne karşı korkusuz bir cesaretle baktı. Bu kolay kolay pes etmeyeceğim demekti. “ Senin için bir anlaşmadan ibaret olabilir ama ben hayatımı hiç tanımadığım biriyle geçirmek istemiyorum. Ben evleneceğim adamın nasıl bir adam olduğunu ile bilmiyorum.” “ Öğrenirsin, zor değil.” “ Ben ya o adamı öğrenmek istemiyorsam, peki?” Viran bir adım yaklaşarak Meyra’nın yakınında durdu ve konuşurken ki ses tonu her zamanki beklediğinden daha sert bir tondaydı. “ Bu evlilik kesinlikle gerçekleşecek, itiraz istemiyorum.” “ Peki, benim söylediklerimin dediklerimin hiç mi kıymeti yok senin için? Hayatım ve geleceğim senin iki dudaklarının arasında mı?” Viran cevap verme gereği duymadı. Biliyordu ki bazı soruların cevapları asla olmazdı ve verilmezdi. Meyra, abisinin cevap vermeyeceğini anladığında hızlıca yüzüne bile bakmadan arkasını dönerek merdivenleri inmeye başladı. Viran bir kez bile olsun Meyra’nın yüzüne dönüp bakmadı, bakarsa eğer Meyra’nın yüzündeki kırgınlığı görmekten korktu.

Uygulamada reklamsız oku