MyStoryBölüm 4 / 4

Bölüm 4 / 4

Kan ve gözyaşı

Harun direksiyondaydı. Ömer yanında oturuyordu. Arka tarafta ise başı öne eğik, tek kelime etmeyen hırpalanan ve dudağı patlayan Zeynep vardı. Kamyonet Remzi Efendi'nin evinin önünde durdu. Kapının önüne çıkan Hacer, kızını görünce derin korku içinde bir nefes aldı. Çünkü remzi Efendi hacer hanımı hem dövmüştü hemde neden gönderdin diye sorular sormuştu. Ama hacer Hanım tek kelime etmemişti. Hem kavuşmanın hem de bundan sonra olacakların korkusunu aynı anda yaşıyordu. Zehra ise koşarak ablasına sarıldı. "Ablam..." Zeynep kardeşinin saçlarını okşadı ama konuşamadı. Yüzündeki yorgunluk her şeyi anlatıyordu. Remzi Efendi avlunun ortasında sessizce duruyordu. Bakışlarını kızından ayırmadan tek cümle söyledi. "İçeri girin." O anda evin üzerine çöken sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Kimsenin bilmediği gerçekler, bu evin duvarları arasında birer birer ortaya çıkacaktı.

Davut Ağa, geniş avluda kahvesini içerken kahyası Cafer yaklaştı. "Ağam..." "Söyle." "Remzi'nin kızı köyden kaçmaya kalkmış diyorlar." Davut Ağa kaşlarını çattı. Tam o sırada Cemal avluya çıktı. Bu haberi duyunca yüzündeki ifade bir anlığına değişti. Davut Ağa bunu fark etti. "Oğul..." Cemal başını kaldırdı. "Bu kızın meselesi seni niye bu kadar ilgilendiriyor?" Cemal cevap vermeden Ve çıkıp gitmişti Sessizlik, Davut Ağa'nın şüphelerini artırdı. "Kahya!" "Buyur ağam." "Git şu Bircan denen kızı bul. Konağa getir." "Başüstüne." Bir saat sonra Bircan, korku içinde konağın kapısından içeri girdi. Ellerini önünde kenetlemiş, başını hiç kaldırmıyordu. Davut Ağa sert bir sesle konuştu. "Korkma. Sana tek bir soru soracağım." Bircan sessizce bekledi. "Cemal'in bu Zeynep meselesi nedir?" Bircan'ın dizleri titredi. Bir süre sustu. Sonra gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. "Ben... büyük bir hata yaptım ağam." Davut Ağa dikkatle dinliyordu. Bircan, dere kenarına Zeynep'i götürmesini Cemal'in istediğini, bunun karşılığında kendisine para verdiğini itiraf etti. O gün yaşananlardan sonra Zeynep'in içine kapandığını, günlerce kimseyle konuşmadığını ve sonunda annesiyle birlikte köyden ayrılmaya çalıştığını anlattı. Sözlerini bitirdiğinde odada ağır bir sessizlik vardı. Davut Ağa yavaşça ayağa kalktı. Yıllardır oğlunun öfkeli tavırlarını görmüştü ama ilk kez bu kadar derin bir hayal kırıklığı hissediyordu. Cemal ise kendini arabasına atıp şelalenin oldugu kayalıklara attı kendini arabasında sessizce oturup olacakları düşündü babası duyarsa ne der diye.

Davut Ağa sert bir sesle konuştu. "Çık dışarı." Bircan ağır adımlarla odadan ayrıldı. Davut Ağa uzun süre pencerenin önünde durdu. Köyün üzerine çöken bu karanlığın daha da büyüyeceğini hissediyordu. Remzi Efendi'nin evinde ise herkes suskundu. Hacer, kızının odasının kapısından ayrılmıyordu. Zehra, odanın bir köşesinde sessizce ağlıyor, ablasına bir şey olmasından korkuyordu. Harun ile Ömer avluda dolaşıyor, yaşananları anlamaya çalışıyordu. Remzi Efendi zeynebi ne kadar dövsede zeynep bir şey anlatmadı. Ama oldukça düşünceliydi. Kızının neden köyden ayrılmak istediğini çözemiyordu. Aklındaki sorular giderek çoğalıyordu. Harunu dışarı çağırdı ve kulağına bişeyler söyleyip onu bir yere gönderdi. Ev adeta yas eviydi. Akşam ezanı okunurken avlu kapısı çalındı. Kapıda köyün yaşlı ebesi vardı. Hacer’in yüreği sıkıştı. O gece, o evde söylenecek birkaç cümle yalnızca bir ailenin değil, bütün köyün kaderini değiştirecekti...

Uygulamada reklamsız oku