MyStoryBölüm 3 / 7

Bölüm 3 / 7

Kına Gecesi

O gün, ikisi de alışverişten eve döndüklerinde hâlâ mutsuz görünüyordu. Ama ikisinin de kalbinin derinliklerinde, farkında olmadıkları küçük bir kıvılcım yanmıştı. Ne olduğunu bilmedikleri bir kıvılcım.Devran’ın Arabası Demirel konağının önünde durdu hivda hanımı ve Elifi eve bıraktıktan sonra Arabayı doğru Bozdağ konağına sürdü.

Mardin’in taş sokakları, o gün sadece düğün alışverişine değil, aynı zamanda yeni doğan bir hikâyenin ilk adımlarına tanıklık etmişti..

O gün çarşıdan döndüklerinde herkes memnun görünüyordu ama Devran’ın içi içini yiyordu. Evet, Elif’in yanında dik duruyor, herkese bu evliliğin ağırlığını hissettiriyordu ama kalbinin derininde tek bir his vardı: intikam. “Bir evlilikle kan nasıl unutulur? Amcamın kanı hâlâ yerdeyken ben nasıl huzur bulayım?” diye düşündü.🏳️‍🌈

Elif’in bakışlarını fark ettiğinde bile kendini geri çekti. Genç kızın masumiyeti ona dokunuyordu ama o, bu yumuşaklığa izin vermemek için kalbini taş gibi sert tutmaya çalışıyordu.

Bozdağ konağında hummalı bir hazırlık başlamıştı. Kına gecesi için bütün detaylarla Fidan Hanım ilgileniyordu. Elif’in giyeceği kırmızı kadife kaftanı özel olarak diktirmiş, işlemelerini altın telle süsletmişti. Bir sandık içinde kaftanı Demirel konağına gönderdiler.

Demirel konağında ise kadınlar kına gecesi için sofra yemek ve avluyu süslemekle ugraşıyprlardı.kına sepetleri hazırlanıyor, kuaförler Elif’in saçlarını özenle yapmaya başladılar. Elif aynaya bakarken gözleri doldu. “Benim gecem değil bu, iki ailenin gecesi…” diye düşündü.

Devran Ağa ve Mazlum: Akşamüstü Devran, en yakın dostu Mazlum’un kahvehanesine uğradı. Çocukluk arkadaşı, sırdaşıydı Mazlum. “Devran, senin yüzün hiç gülmüyor. Bu kız sana yüreğini açabilir belki, neden bu kadar taş kesildin?” dedi Mazlum. Devran derin bir nefes aldı, sigarasından uzun bir duman çekti. “Mazlum… Benim gönlüm yıllar önce başkasındaydı. O kızı elimden töre aldı. Şimdi Elif var karşımda, masum ama düşman kanından… Onu sevmek bana ihanet gibi geliyor.” Mazlum dostça omzuna dokundu. “Geçmişi bırak ağa. Belki Elif senin yarana merhem olur. İntikamla yaşayan adamın kalbi taş olur.” Devran gözlerini kıstı. “Taş olmak bazen iyidir. Yumuşayan kalp hata yapar.” --

Kına Gecesi: Akşam olduğunda Demirel konağı ışıl ışıldı. Kadınlar şarkılar söyleyerek Elif’in etrafında dönüyor, Etrafında oynayan kızlara baktı En yakın arkadaşı da gelmişti zümra böyle bir günde ona destek olmak için Elif’in gözleri yaşla doluydu, sessizce ağlıyordu.

O sırada Bozdağ ailesi kına için konağa geldi. Devran Ağa, Mazlum’un ısrarıyla siyah işlemeli ceketini giymişti. Salona girdiğinde herkesin gözü üzerindeydi. Sert bakışlarını hiç bozmadı.

Gelip Elifin kendisine ayrılmış yere oturdu Kına yakılmaya başlandı, sonra gençler oyun havasına kalktı. Kadınların ısrarıyla Elif ve Devran’ın karşılıklı reyhan oynaması istendi. Elif utangaç ve ağır hareketlerle kalktı. Devran ise sert, gururlu ve buyurgan adımlarla oyuna katıldı.

İkisi de birbirinin gözlerinin içine bakıyordu. Elif’in gözlerinde korku ve umut vardı; Devran’ın gözlerinde ise öfke ve kararlılık. Kalabalık onları alkışlarla izlerken, Elif sanki kaderine teslim olmuş gibi süzülüyordu.

Devran, oyunun sonunda eğildi, Elif’in kulağına sert bir sesle fısıldadı: “Bu evlilik Barış için yapışdı ama… Ben seni hiçbir zaman sevmeyeceğim. Bu evlilik benim için barış değil, intikam. Sen onların kanısın, ben de sana bunu her zaman hatırlatacağım.”

Elif’in kalbi paramparça oldu. O an içindeki bütün umut, yerini kocaman bir boşluğa bıraktı. Ama gözyaşlarını dökmedi. Sessizce başını eğdi, kalbinde tek bir dua vardı: “Allah’ım bana sabır ver.”

Ve Mardin’in taş duvarları, o gece sadece şarkılara değil, kırık kalplere de tanıklık etti. ​ Mardin'in taş sokakları o gün ışıl ışıldı. Bozdağ ve Demirel ailelerinin yıllar sonra yan yana durduğu ihtişamlı düğün herkesin dilindeydi. Aylalar süslenmiş, halılar serilmiş, sofralar donatılmıştı. Kadınlar tarafında zılgıt çekilirken erkeklerde ağır adımlarla halaya kalkıyordu. ​ ​Gelinliğiyle odasında oturan Elif'in gözlerinin önüne çocukluğu geliyordu. Ne çok hayal ederdi bu günü. Beyaz prenses model gelinliği, uzun tülü ve işlenmiş taşlarıyla gerçekten bir kuğu gibiydi. Kuaförler saçlarını topuz yaparken, annesi Hivda ağlamamak için kendini zor tutuyordu.❤️ ​Elif aynada kendini gördüğünde gözyaşlarına hakim olamadı. "Bu ben miyim? Yoksa başka biri mi?" diye düşündü. ​Kapı açıldı. İçeri önce babası Hikmet girdi. Omuzları çökmüştü. Hikmet: "Kızım... bundan sonra orada yeni bir hayatın var. Aileni utandırma." Elif, gözyaşları içinde babasının ellerini öptü.

Uygulamada reklamsız oku