MyStoryBölüm 4 / 7

Bölüm 4 / 7

Aileye Veda

Ardından annesi Hivda sarıldı: Hivda: "Canım kızım... göz bebeğim canımın yarısı Bozdağ konağında olacak artık. Ama biliyorum, sen akıllı terbiyeli bir kızsın." ​Kardeşleri de sırayla vedalaştı...

Elif, avludan dışarı adımını attığında nefesi göğsünde düğümlendi. Kapının önünde sıra sıra dizilmiş, simsiyah takım elbiseleriyle dimdik duran erkekler, törenin ağırlığını taşıyordu. Başlarında, gözleri buğulu bir karanlık gibi soğuk ve keskin bakan Devran Ağa vardı. Yanında Babası Şahin Fidan zilan miran ve diğer adamlar, vardı sessizlikleriyle bile gökyüzünü ağırlaştırıyordu.

Kapı eşiğinde ilk İbrahim Dede belirdi. Yılların yükü omuzlarına çökmüş, yüzündeki çizgiler bir hayat boyu taşıdığı törelerin iziydi. Fakat bu sefer o da farklı bir heyecan duyuyordu. Çünkü yıllar sonra ocağına dönmüş evlatlar vardı: Orhan Ağa ve Suzan yenge, yıllar süren gurbetten oğulları Demirhan ve kızları Diyar’la birlikte çıkıp gelmişti.

Elif, onları görünce gözyaşlarını tutamadı. Özlemle boynuna sarıldı. — “Amca… Yenge… Diyar…” sesi titredi, kelimeleri yarıda kaldı.

Diyar sıkıca sarıldı ona, gözleri dolmuştu. — “Üzülme Elifim… canım kardeşim Bundan sonra ben varım. Yalnız değilsin.”

Elif’in kalbi bir anlığına olsun hafifledi, gözlerinde umut kırıntısı belirdi. Elif:diyar iyiki geldin bak görüyormusun sen geldin ama ben gidiyorum dedi gözlerinden akan yaşlara aldırmadan.

İbrahim Dede, oğluna bakarak ağır adımlarla yürüdü: — “Oğlum, iyiki geldiniz beni çok mutlu ettin ama neden bir haber vermeden geldin dedi. Orhan evet baba haber vermedim.” sizden daha fazla ayrı kalamazdık barış olunca dayanamadık geldik dedi. İbrahim dede ve ailesi hem çok şaşırmış hemde çok sevinmişlerdi bütün aile birbiriyle hasret giderdi ardından sertleşen bakışlarını Devran’a çevirdi.

İbrahim dede Elif’in elini yavaşça avucuna aldı. O an avludaki sessizlik daha da koyulaştı. İbrahim Dede gür ve titreyen bir sesle konuştu: — “Devran Ağa… torunum bundan sonra sana emanettir. onun onuru bizim onurumuzdur. Töre ağırdır, ama merhamet ondan da ağırdır. Bunu unutma.”bölüm sonu

Devran’ın bakışları bir an bile kıpırdamadı. Sert ve buz gibi bir sesle cevap verdi: — “Emanetin başım üstüne dedi … Lakin , dimdik duruşunu bozmadan, gözlerini Elif’in elinden dedesine çevirdi. Sesi tok, kararlı ama duygudan arınmıştı:

— “için rahat olsun. Elif Bozdağ konağının gelinidir artık. Benim sözümden çıkmadığı sürece bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum dedi. . Başımızı öne eğdirmesin yeter. Gerisi benden sorulur.”

Sözleri kısa, net ve ağırdı. İbrahim Dede başını sallayıp elini geri çekti. Elif’in gözleri yaşla dolarken, Devran tek kelime etmeden onu arabaya yönlendirdi. Ve kulağına iyice hasret giderseydin zira bu evi son görüşün Bunu bilesin dedi.

Elif, dedesinin elinden ayrılırken titredi, gözleri yere düşerken kalbi feryat ediyordu. Devran soğukkanlı adımlarla yanına geçti, tek kelime etmeden onu arabaya bindirdi.

O sırada Diyar, babasının yanına sokuldu: — “Baba, bırak ben de gideyim. Elif’i yalnız bırakamam.” dedi.

Orhan Ağa kısa bir tereddütten sonra Selim Kahya’ya dönerek: — “Gözün gibi bak. Kızım da Bozdağ konağına gidecek arabayı hazırla dedi.

Böylece konvoy Bozdağ Konağı’na doğru yola çıktı.

Arabanın içinde ağır bir sessizlik hakimdi. Devran camdan dışarı bakıyor, yüzüne bir taş sertliği sinmişti. Elif ise ellerini kucağında kenetlemiş, titreyen parmaklarıyla gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu.

Elif kısık bir sesle konuşmaya cesaret etti: — “Ben… ben istemedim bu evliliği. Töre için boyun eğdim. Ailem daha fazla karşınızda ezilmesin kan davası bitsin diye ben herşeyi Dedem için kabul ettim dedi.”

Devran gözlerini ondan ayırmadan, buz gibi bir tonda cevap verdi: — “Ne istediğinin bir önemi yok. Artık Bozdağ konağının gelinisin. Bundan sonra adımlarını, sözlerini, bakışlarını bile buna göre atacaksın.”

Uygulamada reklamsız oku