Bölüm 2 / 15
O GECE KAPIMI ÇALAN KADIN
17 Ekim
Üç gece önce kapım çaldı.
Saat tam 02.13'tü.
Bu saatte gelen birinin ya çok kötü bir haberi vardır ya da söyleyeceklerini artık içinde tutamıyordur.
Kapıyı açtığımda karşımda genç bir kadın duruyordu. Üzerinde ince bir palto vardı. Saçları ıslaktı. Beni tanıyormuş gibi yüzüme baktı.
"Sonunda sizi buldum," dedi.
Şaşırdım.
"Beni nereden tanıyorsunuz?"
Cevap vermedi. Önce arkasına baktı, sonra elindeki küçük paketi bana uzattı.
"Bunu saklamanız gerekiyor."
Paketi almadım.
"Nedir bu?"
Kadın gözlerini gözlerime dikti.
"Annenizin size söylemediği şey."
O an içimde tuhaf bir şey hissettim.
Annem yıllar önce ölmüştü.
Üstelik onunla ilgili bilmediğim hiçbir şey olmadığını sanıyordum.
"Annemin adını nereden biliyorsunuz?" diye sordum.
Kadın hafifçe gülümsedi.
"Çünkü onu ben de tanıyordum."
Sonra paketi kapının önüne bıraktı.
Gitmeden önce son bir şey söyledi:
"Ne olursa olsun, içindeki mektubu tek başınıza okumayın."
Ardından merdivenlerden aşağı indi.
Arkasından seslendim ama dönmedi.
Paketi içeri aldım. Uzun süre masanın üzerinde öylece durdu. Açmaya cesaret edemedim. İnsan bazen gerçeği öğrenmekten değil, öğrendikten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmekten korkuyor.
Sonunda dayanamadım.
Paketi açtım.
İçinden eski bir fotoğraf ve sararmış bir mektup çıktı.
Fotoğrafta annem vardı.
Yanında da tanımadığım küçük bir kız çocuğu.
Fotoğrafın arkasına tek bir cümle yazılmıştı:
"Kızın senden önce doğdu."
Mektubu okumaya başladığımda ellerim titriyordu.
Ama beni asıl korkutan, mektubun sonundaki imzaydı.
Çünkü o imza, yıllardır ölü bildiğim birine aitti.
Babam.