Bölüm 4 / 15
DİĞER KIZ
Dün gece telefondaki ses hâlâ kulaklarımda.
“Ben o fotoğraftaki kızım.”
Sonra sessizlik…
Ne adını söyledi ne de nereden aradığını. Sanki yıllardır söylemek istediği tek cümleyi kurmuş ve gerisini bana bırakmıştı.
Sabah olduğunda aynı numarayı aradım. Telefon kapalıydı.
Bir süre fotoğrafı masanın üzerinde tuttum. Annemin yanında duran küçük kızın yüzüne baktım. Gözleri bana benziyordu. Hatta gülümsemesi bile…
İnsan kendine benzeyen bir yabancıyı görünce ne hisseder?
Ben önce korktum. Sonra öfkelendim.
Annem neden benden saklamıştı? Babam neden yıllarca öldüğüne inanmamı istemişti? Ve en önemlisi, fotoğrafın arkasına neden kendi doğum tarihim yazılmıştı?
Öğleden sonra kapının altından bir zarf atıldı.
Üzerinde ismim vardı. El yazısını tanımıyordum.
Zarfın içinden tek bir sayfa çıktı.
“Beni arama. Seni bulmamın bir nedeni var. Annemiz ölmeden önce bana bir şey söyledi. Senin de bilmen gereken bir şey…”
Annemiz.
O kelimeyi defalarca okudum.
Sayfanın arkasında bir adres ve saat yazıyordu: 20 Ekim, 21.00.
Gitmeli miydim, bilmiyorum. Belki de yıllardır saklanan bir gerçeğin kapısını açacaktım.
Ama beni asıl korkutan, mektubun en altındaki son cümleydi:
“Babamızın gerçekten öldüğünü düşünüyorsan, yarın gece aynaya dikkatlice bak.”
O gece aynanın karşısında uzun süre durdum.
Ve ilk kez, arkamda birinin durduğunu gördüğüme yemin edebilirim.