MyStoryMyStory
BAHÇEDEKİ SIR

BAHÇEDEKİ SIR

Gizem / Gerilim

187 okunma10 bölüm · ~2 saat🌹 Romantik

“Her yeni başlangıç, sandığın kadar masum olmayabilir.”

Duru, hayatını yeniden kurmak için eski bir eve taşınır. Tek sorunu, üst katta yaşayan ev sahibi Kaan'dır. Huysuz, aksi ve fazlasıyla sinir bozucu… Duru'nun tek istediği ondan uzak durmaktır. Ama aynı çatı altında başlayan bu amansız didişme, zamanla hiç beklemediği bir yakınlığa dönüşecektir. Üstelik bu evde her şey göründüğü kadar masum değildir. Bazı sırlar ortaya çıktığında, insanın hem bildiklerini hem de hissettiklerini yeniden sorgulaması gerekir. Çünkü bazen hayatının aşkı, ilk karşılaşmada hayatının belası gibi görünür.

#aşk #romantik #romantikkomedi #gizem #gerilim #sır #aşkromanı #komşu #evsahibi #belalıaşk

İlk 5 bölüm web'de ücretsiz · toplam 10 bölüm

1. Bölüm

Yeni Ev, Yeni Bela

Taşınırken en çok korktuğum şey evin eski olması değildi.

Kaan'dı.

Daha doğrusu, üst katta yaşayan Kaan yani ev sahibim.

Onu daha görmeden sinir olmuştum.

Evi kiralarken emlakçı, “Üst katta ev sahibi oturuyor ama çok sakin biridir,” demişti.

Sakinmiş(!)

Bunu söylerken yüzüme bakıp gülmesi gerekiyordu.

Çünkü Kaan'ı ilk gördüğümde sakin birine hiç benzemediğini anlamıştım. Huysuz, aksi ve gıcık.

Ev iki katlı, eski bir Rum evini andıran, bahçeli bir yapıydı. Ben giriş kattaki daireyi kiralamıştım. Kapım bahçeden birkaç basamak yukarıdaydı. Üst kata çıkan merdiven ise evin dışından başlıyor, yalnızca üç basamak sonra küçük bir sahanlığa ve benim giriş kapıma ulaşılıyordu.

Elimde iki koli, omzumda çanta, saçım başım dağılmış bir halde o birkaç basamağı çıkmaya çalışıyordum. Tam ikinci basamağa geldiğimde yukarıdan bir ses duydum.

“Dikkat etsene.”

Başımı kaldırdım.

Kaan merdivenin başında duruyordu.

“Ne?”

“Elindeki koli düşecek.”

“Düşerse düşer.”

“Düşüp bir yerlere zarar vermesin de!”

Bir saniye yüzüne baktım.

“Merak etme, zarar verecek başka şeyler bulurum.”

Kaşını kaldırdı.

“Daha yeni taşındın.”

“Evet.”

“Şimdiden kavga mı ediyorsun?”

“Sen başlattın.”

“Ben sadece kolin düşmesin dedim.”

“Ses tonun hiç öyle söylemiyordu.”

Kaan hafifçe güldü.

Sinir bozucu bir gülüşü vardı.

Daha ilk karşılaşmamızda bu adamla başımın dertte olduğunu anlamıştım ve hiç ama hiç hoşlanmamıştım. Yakışıklı olması hoşlanacağım anlamına gelmiyor elbette. O yüzünde duran “Ben haklıyım” ifadesi var ya, sinir hoplatıcı.

“Alt kat senin,” dedi.

“Biliyorum.”

“Bahçe ortak.”

“Onu da biliyorum.”

“Gece geç saatte gürültü yapma.”

“Sen de bana emir verme.” Sesim yükselmişti.

Bir an sustu.

Sonra başını salladı.

“Anlaştık.”

“Anlaşmadık.”

Bu kez gerçekten güldü.

Ben de kapıyı açıp içeri girdim. Suratına çarparcasına kapattım.

Evdeki ilk günüm böyle başlamıştı.

Yeni evim güzeldi. Eskiydi ama güzeldi. Yüksek tavanları, ahşap kapıları ve arka bahçeye açılan küçük bir balkonu vardı. Kullanabileceğim kadar da eşyalıydı.

“Offf... Bu adamın eşyaları da kıymetlidir şimdi.”

Bahçedeki büyük çınarı görünce içim biraz olsun rahatladı.

Belki de burada yeni bir hayat kurabilirdim.

Eski sevgilimi, işsizliğimi, son birkaç ayda başıma gelen her şeyi geride bırakabilirdim.

İlk birkaç gün evin eksiklerini tamamlamakla uğraştım. Kutuları açtım, eşyaları yerleştirdim, mutfağı kendime göre düzenledim.

Bir de Kaan vardı.

Onunla aynı evde değil, aynı çatı altında yaşadığımı her gün biraz daha iyi anlıyordum.

Sabah kapının önünü süpürürken laf atıyor, ben balkonda kahve içerken “Bu kadar kahve içersen kalbin duracak,” diyordu.

Ben de her seferinde onun işime burnunu sokmaması gerektiğini söylüyordum.

Bir gün çamaşırlarımı asarken,

“Beyazları renklilerle karıştırmışsın,” dedi.

“Sen çamaşırlarıma da mı bakıyorsun?”

“Gözümün önünde.”

“Başka tarafa bak.”

“Bahçe ortak.”

“Seninle uğraşamam.”

“Ben de seninle uğraşamam.”

“Şu an uğraşıyorsun.”

“Sen konuşuyorsun.”

Bazen gerçekten sinir oluyordum.

Bazen de istemeden gülüyordum.

Günler böyle geçip gitti. Geçip giden günlerin sonunda bu evin seslerine alışmıştım.

Sabah Kaan'ın üst katta yürümesini, mutfakta açılan dolapların sesini, bahçedeki çınarın rüzgârda hışırdamasını...

Hatta onun sesini bile.

Her şey yavaş yavaş normalleşiyordu. Ta ki bir sabah, daha önce dikkatimi bile çekmeyen o bahçe gözüme başka türlü görünene kadar.

Kahvemi alıp balkona çıktım.

Hava güzeldi.

Çınarın yaprakları hafifçe sallanıyordu.

Bir süre bahçeyi seyrettim.

Sonra gözüm yerdeki toprağa takıldı.

Toprağın biraz ilerisinde kahverengi bir kumaş gördüm.

Bir an durdum.

Kaşlarımı çattım.

Toprağın bir kısmı diğer yerlerden farklı görünüyordu.

Sanki yakın zamanda kazılmış gibiydi.

Daha önce de görmüş müydüm?

Hatırlamıyordum.

Balkondan aşağı indim.

Yanına gidip çömeldim.

Elimle toprağın üzerini hafifçe yokladım.

Yumuşaktı.

Parmaklarım bir şeye değdi.

Kahverengi kumaş parçasını yerinden çıkarıp elime aldım.

Bir süre baktım.

Neydi bu?

Tam o sırada arkamdan Kaan'ın sesi geldi.

“Orada ne yapıyorsun?”

İrkilerek ayağa kalktım.

Kaan birkaç metre ötede durmuş bana bakıyordu.

Elimdeki kumaşa baktı.

Sonra yüzüme.

Ben ise ilk kez onun yüzüne bakarken tek bir şey düşündüm:

Bu adamın benden sakladığı bir şey var.

Bölümler