Bölüm 4 / 37
MASUMİYETİN SON GECESİ
4.BÖLÜM Furkan’ın dudakları dudaklarıma kapandığı an, otelin o lüks koridorundaki tüm sesler, ışıklar ve dünya tamamen yok oldu. Bu kibar bir öpücük değildi; bu, günlerdir içimizde biriken o karanlık, tehlikeli arzunun vahşi bir patlamasıydı. Dişleri alt dudağımı sertçe kavrayıp beni inletirken, mermer duvarın soğukluğu sırtımı, Furkan’ın gövdesinin cehennem gibi yakan sıcaklığı ise önümü mühürlemişti. "Gamze..." diye boğukça inledi dudaklarımın arasında. Nefesi nefesime, tükürüğü tükürüğüme karışıyordu. Büyük ellerinden biri saçlarımın arasındaki topuzu tek bir hamlede çekip açtı. Saçlarım omuzlarıma dökülürken, parmaklarını saç diplerime geçirip başımı geriye doğru eğdi ve öpücüğünü daha da derinleştirdi, dilini ağzımın içinde cüretkarca gezdirdi. Diğer eli ise zümrüt yeşili saten elbisemin çıplak sırtımdan aşağı kayarak kalçamı buldu. Kumaşın üzerinden etimi öyle bir sıktı ki, acıyla karışık bir zevkle ellerimi onun o geniş omuzlarına dolayıp kendimi yukarı doğru çektim. Davetlilerin kahkahaları ve müzik sesleri sadece birkaç metre ötemizde, ağır kadife perdenin arkasındaydı. Her an birinin bu gizli koridora girme ihtimali, damarlarımdaki adrenalini ve şehveti çılgınlık seviyesine ulaştırıyordu. Yakalanma korkusu, aramızdaki o ateşe adeta benzin döküyordu. Furkan dudaklarını ağzımdan çekip boynuma doğru indi. Islak ve yakıcı öpücükleri şah damarımın üzerinde derin izler bırakarak ilerlerken, nefes nefese "Sen delirtiyorsun beni," diye fısıldadı. Sesi tamamen pürüzlü, kontrolünü kaybetmiş bir yırtıcı gibiydi. "İlk gördüğüm andan beri sadece bunu yapmak istiyordum." Elbisemin ince askılarını omuzlarımdan aşağı sıyırdı. Saten kumaş göğüslerimin altına kadar indiğinde, soğuk hava tenime değdi ama hemen ardından Furkan’ın sıcak, iri avuçları çıplak göğüslerimi kavradı. Başparmaklarıyla göğüs uçlarımı sertçe ezerken inlememi engellemek için elini ağzıma bastırdı. Gözlerim zevkten ve yoğunluktan geriye doğru kayarken, onun kömür karası gözlerindeki o saf açlıkla yüz yüze geldim. "Ses çıkarma," diye fısıldadı, gözleri çılgın gibi parıldıyordu. "Bizi duymasınlar... Yoksa seni buracıkta, herkesin gözü önünde mahvederim."Furkan daha fazla bekleyemedi. Kendi kemerini çılgınca bir aceleyle çözdü, fermuarının sesi bu tenha, loş köşede yankılandı. Elini elbisemin derin yırtmacından içeri sokup bacağımı yukarı doğru kaldırdı ve beline doladı. Sırtımı mermer duvara tamamen yaslayıp beni yerden kestiğinde, ellerimle onun o ıslak, terli boynuna sımsıkı tutundum. Kalçalarımız birbirine çarptığında, onun o sert, muazzam erkekliğini doğrudan çıplak tenimde hissettim. "Furkan, lütfen..." diye yalvardım, içimdeki o boşluk hissi ve açlık beni yakıp kavuruyordu. Büyük elleriyle kalçalarımı kavrayıp beni havada sabit tuttu ve tek bir sert, acımasız hamleyle içime girdi. Dudaklarımdan yükselen o çığlığı, Furkan anında kendi dudaklarıyla boğdu. İçimdeki o doluluk hissi o kadar yoğundu, o kadar sıcaktı ki gözlerimden bir damla yaş süzüldü. Furkan, duvara dayalı bedenimi her itişinde daha da derine, en derine ulaşıyordu. Saten elbisemin kumaşı aramızda eziliyor, mermer duvar sırtımı acıtıyor ama içimdeki o vahşi zevk dalgası her şeyi unutturuyordu. Hızlı, sert ve ritmik darbelerle beni o dar koridorda uçuruma doğru sürüklüyordu. Her git-gelde göğüslerimiz birbirine çarpıyor, tenlerimizin birbirine vuran ıslak sesi perdenin arkasındaki müzikle ritim tutuyordu. Furkan’ın alnındaki ter damlaları boynuma dökülüyor, o asil, kusursuz CEO’dan eser kalmamış, tamamen arzunun esiri olmuş vahşi bir adama dönüşüyordu. "Benimsin..." diye inledi, kalçalarımı daha da sertçe duvara doğru bastırırken. "Söyle... Kiminsin sen?" "Seninim..." diye hıçkırdım dudaklarının arasına, zevkten delirmenin eşiğindeydim. "Furkan... senin..." Bu sözlerimle birlikte Furkan son bir çılgınlıkla hareketlerini hızlandırdı. İçimdeki o kasılmalar başladığında, beni tamamen kendine mühürledi. Duvara çarpan bedenimin çıkardığı sesle birlikte, içimde havai fişekler patladı, her bir hücrem onun sıcaklığıyla doldu. Hemen ardından Furkan, boğuk bir kükremeyle başını boynuma gömdü ve sıcaklığını en deritime bırakarak içimde titredi. Nefeslerimiz o loş köşede yankılanırken, ikimiz de mermer duvara yaslanmış, birbirimizin kollarında eriyip gitmiştik. Kalplerimiz o kadar hızlı atıyordu ki, göğüs kafeslerimiz birbirini dövüyordu. Furkan yavaşça benden ayrıldı, gözlerinde o mutlak sahip olma hissinin getirdiği tehlikeli bir sakinlik vardı. Tam o sırada, koridorun hemen girişindeki kadife perdenin arkasından ayak sesleri ve iki kişinin konuşması duyuldu. Birileri koridora doğru yürüyordu.