MyStoryMyStory
KUSURSUZ GÜNAH

KUSURSUZ GÜNAH

Mafya Romance

37 bölüm · ~7 saat🔥 Ateşli

"O, her şeyi kontrol edebileceğini sanan bir alfa; ben ise onun kontrol edemediği tek günahıydım.

Birimiz krallığını koruyordu, diğerimiz ise sakladığı o küçük sırrı. İkimizin arasındaki ateş, tüm şehri küle çevirmeye yetti. Artık ne bir patronum vardı ne de bir kurbanım; sadece birbirine mühürlenmiş iki düşmandık."

İlk 5 bölüm web'de ücretsiz · toplam 37 bölüm

1. Bölüm

KARŞILAŞMA

İstanbul’un siluetini ayaklar altına seren Doğan Holding’in kırkıncı katındaki o devasa makam odası, dışarıdaki sağanak yağmura rağmen cehennem kadar sıcaktı. Havalandırmanın uğultusu, göğüs kafesimin altındaki kalp atışlarımı bastırmaya yetmiyordu. Terleyen avuç içlerimi diz boyundaki şık, siyah eteğime bastırarak dik durmaya çalıştım. Babamın, ailemizin, her şeyimizin kaderi şu an önümdeki o devasa maun masanın arkasında duran adama bağlıydı. Furkan Doğan. Şehrin en acımasız, en kusursuz ve en ulaşılamaz bilyoneri. Sırtı bana dönüktü. Üzerindeki jilet gibi oturan füme takım elbisesinin kumaşı, geniş omuzlarını ve dik duruşunu bir zırh gibi sarıyordu. Sol elindeki kristal kadehte çalkalanan kehribar rengi viskiye bakarken, odadaki sessizlik bir infaz mangasından farksızdı. Benim varlığımı, buradaki çaresizliğimi çok iyi bildiğini, hatta bundan beslendiğini hissedebiliyordum. "Babamın borçları..." diye başladım, sesimin titremesini engellemek için tırnaklarımı avuç içlerime bastırarak. "Holdingin tasfiye sürecini durdurabileceğinizi söylediler. Eğer bu yatırımı yaparsanız—" Sözümü bitirmeme izin vermedi. Ağır adımlarla bana doğru döndüğünde, odadaki havanın aniden çekildiğini hissettim. Kusursuz hatlara sahip yüzü, keskin çene çizgisi ve kömür karası gözleri doğrudan bana kilitlendi. Yüzünde en ufak bir acıma kırıntısı yoktu; aksine, avını köşeye sıkıştırmış bir yırtıcının tehlikeli memnuniyeti okunuyordu. Kadehini masanın üzerine bırakırken çıkan tok ses, sessizlikte yankılandı. "Baban, Gamze," dedi. Adımı telaffuz ederken sesi o kadar derinden ve pürüzsüz gelmişti ki, omurgamdan aşağı bir ürperti yayıldı. "Baban, boyunu aşan bir kumar oynadı ve kaybetti. Ben bir hayır kurumu yönetmiyorum. Doğan Holding’in parası, batmakta olan bir gemiyi kurtarmak için çarçur edilemez." Bana doğru yürümeye başladı. Her adımında, üzerime çöken o yoğun, pahalı tütün ve odunsu parfüm kokusu başımı döndürüyordu. Aramızdaki mesafe kapandıkça kaçma dürtüm büyüyor, ama ayaklarım yere çakılmış gibi kıpırdayamıyordum. Tam önümde durdu. Boy farkımız yüzünden başımı hafifçe kaldırmak zorunda kaldım. Gözlerindeki o karanlık, davetkar ama bir o kadar da tehditkar parıltı tam karşımdaydı. "Ama..." diye fısıldadı, aramızdaki mesafeyi neredeyse sıfıra indirerek. "Senin buraya sadece rakamlar için gelmediğini biliyoruz, değil mi?" Sıcak nefesi dudaklarıma çarptığında yutkundum. Bakışları, gözlerimden yavaşça aşağı kayarak dudaklarıma, ardından boynumun açıkta kalan kısmına indi. O an, göğsümün körük gibi inip kalktığını, kalbimin göğüs kafesimi dövdüğünü gördüğünden emindim. Furkan, elini yavaşça kaldırdı. Uzun, kemikli parmaklarının tersi, çenemin hemen altındaki hassas tene dokundu. O ilk dokunuşla birlikte vücudumdan bir elektrik akımı geçti. Parmakları inanılmaz sıcaktı, tenimi yakıyordu. Dokunuşu sert değildi ama o kadar sahiplenici, o kadar baskındı ki iradem bir anda eriyip gitti. Çenemi parmaklarının arasına alıp hafifçe yukarı kaldırdı, gözlerimi gözlerine hapsetti. "Bana ne teklif ediyorsun, Gamze Yıldız?" diye sordu, sesi boğuklaşmıştı. Parmak boğumu, boynumdaki şah damarımın üzerinde yavaşça gezindi. "Babanın hatalarını ödemek için elinde ne var?" "Ben..." Sesim bir fısıltıdan ibaretti. Dudaklarımın arasındaki o yakınlık, aramızda biriken o yoğun, neredeyse elle tutulur şehvet nefesimi kesiyordu. Gözleri parmaklarının dokunduğu yerde, boynumda gezinirken dudakları yavaşça kulağıma doğru yaklaştı. "Üç ay," diye fısıldadı dudakları kulağımın altındaki o en hassas noktaya değerken. Sıcaklığı tenimi ürpertti, gözlerimi sımsıkı kapattım. "Üç ay boyunca benim kişisel asistanım olacaksın. Ama sadece ofiste değil. Günün yirmi dört saati, ben nerede olursam, ne istersem... Benim kurallarımla. Eğer bunu kabul edersen, babanın borçlarını bu gece silerim." Geri çekilmedi. Aksine, serbest kalan diğer elini yavaşça belime yerleştirdi ve beni kendine doğru çekti. Sert göğsü, göğüslerime yaslandığında aramızdaki o kor ateş alev aldı. Eli, belimin kıvrımını kavrayıp beni tamamen kendine mühürledi. Kumaşların üzerinden bile onun erkeksi gücünü, o karşı konulmaz sıcaklığı hissedebiliyordum. Dudakları şimdi çene çizgimde, boynuma doğru inen o ince yolda küçük, yakıcı izler bırakarak ilerliyordu. "Karar ver," dedi, dudakları tenimi teslim alırken. "Ya şimdi bu kapıdan çıkıp ailenin mahvoluşunu izlersin... Ya da bu gece tamamen benim olursun." Nefesim tamamen kesilmişti. Dudakları boynumun çukuruna yerleştiğinde, her şeyi unutarak ellerimi onun o geniş, sert omuzlarına yerleştirmekten kendimi alıkoyamadım. Bu bir teslimiyetti, ama aynı zamanda içimi kavuran o yabancı tutkunun ilk kıvılcımıydı. Tam o sırada, odanın kapısı sertçe vuruldu ve Furkan’ın asistanının sesi dışarıdan duyuldu: "Furkan Bey, yönetim kurulu salonunda sizi bekliyorlar, acil bir durum var."Furkan Doğan, dudaklarını boynumdan yavaşça çekti ama belimdeki elini gevşetmedi. Gözleri, tutkunun ve zaferin getirdiği o koyu gölgeyle gözlerime dikildi. Dudak kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Sorun yok," dedi kapıya doğru, gözlerini benden ayırmadan. Ardından bana doğru eğildi, dudakları neredeyse dudaklarıma değecek kadar yakındı. "Çünkü Gamze tam şu an sözleşmeyi imzalıyor." Belimdeki baskısını aniden çekip benden uzaklaştığında, odadaki soğukluk tenimi üşüttü. Masasındaki altın dolma kalemi eline aldı ve bana doğru uzattı. Önümdeki kağıtlara ve ardından onun o emir veren, meydan okuyan gözlerine baktım.

Bölümler