MyStoryBölüm 5 / 37

Bölüm 5 / 37

TEHLİKELİ YAKINLAŞMALAR

5.BÖLÜM Ayak sesleri perdenin hemen arkasında durduğunda, zaman bizim için tamamen dondu. Kalbimin güm güm atışı o kadar şiddetliydi ki, dışarıdaki insanların bunu duyacağından korktum. Yakalanma riskinin getirdiği o dehşet verici korku, damarlarımızda dolaşan şehveti saniyeler içinde iki katına çıkardı. Bu korku bizi durdurmak yerine, içimizdeki o vahşi hazzı daha da körükleyen tehlikeli bir uyuşturucuya dönüştü. Furkan’ın kömür karası gözleri irileşti, ancak yüzünde en ufak bir pişmanlık ya da panik yoktu. Aksine, o tehlikeli, karanlık gülümseme dudak kenarına yeniden yerleşti. Bu durum onu delicesine tahrik etmişti. Beni mermer duvara daha da sertçe bastırarak çıplak göğüslerimi kendi sert göğsüyle ezdi. İri, sıcak elini anında ağzımın üzerine kapattı. Uzun parmakları çenemi sıkıca kavrayarak tek bir ses bile çıkarmamı engelledi. Diğer eliyle, belime dolu olan bacağımı daha da yukarı, kendi kalçasına doğru çekti. Perdenin arkasından bir kadının kıkırtısı ve bir erkeğin boğuk sesi yükseldi: "Burası sakin, kimse yok... İçeri girelim mi?" O an, Furkan gözlerimin içine bakarak, benden tamamen ayrılmamış olan o muazzam erkekliğiyle içimde yeniden hareket etmeye başladı. Ağzımdaki elinin altında boğuk bir çığlık koptu. Gözlerim zevkten ve heyecandan sonuna kadar açıldı. Furkan, dışarıdakilerin ses çıkarmaması için yavaş, ama inanılmaz derecede derin dalgalarla içimde yükseliyordu. Her gidiş gelişinde, o dar, loş koridorda tenlerimizin birbirine sürtünürken çıkardığı o ıslak, şehvetli ses odayı dolduruyordu. Yakalanmanın kıyısında olmak, vücudumun her bir noktasını normalden bin kat daha hassas hale getirmişti. İçimdeki o sıcak duvarlar, onun her hareketinde Furkan’ı çılgınca sıkıştırıyordu. Furkan, başını eğip dudaklarını kulağıma yasladı. Sıcak nefesi kulak içimi yakarken, sesi adeta bir günahın fısıltısı gibiydi. "Sakın ses çıkarma, Gamze..." diye fısıldadı, sesi zevkten tamamen pürüzlenmiş, nefes nefeseydi. "Sadece hisset. Bizi duyacaklar diye korkarken içimin nasıl yandığını hisset." Dışarıdaki çift, perdenin diğer tarafında konuşmaya devam ederken, Furkan hareketlerini yavaşça hızlandırdı. Ama bu kez darbeleri sessiz, derin ve tamamen yok ediciydi. Her itişinde kalçam mermer duvara çarpmasın diye elini kalçamla duvar arasına koymuş, beni tamamen kendi gücüyle havada tutuyordu. Bu koruyucu ama bir o kadar da hükmedici tavrı içimi eritiyordu. Zevk, korkuyla birleştiğinde ortaya çıkan o yoğunluk başımı döndürdü. Ellerimi onun o ıslak, gergin sırtına geçirdim, tırnaklarımı onun o kusursuz tenine gömdüm. Furkan, sırtında hissettiği acıyla birlikte daha da tahrik oldu ve ağzımdaki elini çekip yerine kendi dudaklarını bastırdı. İnlemelerimi, nefesimi, her şeyimi kendi ağzının içinde eritti. Dilini, ağzımın en ücra köşelerinde vahşice gezdirirken, kalçalarıyla içimdeki o yangını harlamaya devam ediyordu. Dışarıdaki ayak sesleri yavaşça uzaklaşmaya başladığında, içimizdeki o baraj tamamen yıkıldı. Furkan, yakalanma tehlikesinin geçmesiyle birlikte dizginleri tamamen kopardı. Beni kollarının arasında hafifçe döndürerek sırtımı duvardan ayırdı ve bu kez beni öne doğru eğerek mermer duvara ellerimi dayamamı sağladı. Zümrüt yeşili saten elbisem belime kadar sıyrılmıştı. Arkamda duran o devasa bilyonerin sıcaklığını, arzusunu ve o yırtıcı gücünü tüm çıplaklığıyla sırtımda hissettim. "Bana bak," diye fısıldadı, duvardaki büyük aynadan gözlerimizi birleştirerek. Aynadaki yansımamız tamamen şehvetin, tutkunun ve elit bir günahın resmiydi. Saçlarım dağılmış, dudaklarım onun öpücüklerinden şişmiş ve kızarmıştı. Furkan, arkamdan tek bir büyük, sert hamleyle tekrar içime girdiğinde çığlığımı duvara dayadığım ellerimin üzerine bıraktım. Aynada onun gözlerindeki o saf, hayvani açlığı izlemek beni tamamen uçuruma itti. Kalçalarını kalçalarıma her vurduğunda, mermer duvardaki ellerim kayıyor, Furkan beni her seferinde belimden kavrayıp kendine daha sert çekiyordu. "Furkan... dayanamıyorum..." diye hıçkırarak fısıldadım. İçimdeki o kasılmalar, o tatlı felaket zinciri yeniden başlamıştı. Vücudum alev alev yanıyordu. Furkan, aynadaki bakışlarını hiç ayırmadan, o acımasız ve ritmik darbeleriyle beni zirveye doğru taşımaya devam etti. Bir eliyle göğsümü sertçe kavrayıp sıkarken, kalçalarının hızı artık kontrol edilemez bir boyuta ulaştı. "Benimle gel," diye gürledi derinden, sesi o dar koridorda yankılandı. "Tamamen benim ol, Gamze." İçimdeki o yoğun haz dalgası en tepe noktasına ulaştığında, gözlerimin önü karardı. Vücudum delice sarsılırken, Furkan da boğuk, erkeksi bir inlemeyle sırtıma kapandı. Kendini tamamen içime bırakırken, o muazzam sıcaklığın beni baştan aşağı doldurduğunu hissettim. İkimiz de nefes nefese, ter içinde mermer duvara yaslanmış halde kalakaldık. Furkan başını boynumun çukuruna gömdü, sıcak dudaklarını tenime bastırarak derin derin nefes aldı. O koridorda, lüks davetin hemen arkasında, her şeyi riske atarak birbirimizin olmuştuk. Furkan yavaşça benden ayrıldı ve üzerini inanılmaz bir soğukkanlılıkla düzeltmeye başladı. Sanki az önce o vahşi sevişmeyi yaşayan adam o değilmiş gibi, ceketinin önünü ilikledi. Ardından bana doğru döndü, elbisemin askılarını omuzlarıma geri yerleştirdi ve dağılan saçlarımı parmaklarıyla düzeltti. Gözlerinde, sözleşmenin çok ötesinde, beni tamamen ele geçirmiş olmanın verdiği o asil zafer parıldıyordu. "Şimdi," dedi, parmağının tersiyle dudağımın kenarındaki ıslaklığı silerek. "Salona geri döneceğiz. Ve sen, hiçbir şey olmamış gibi Doğan Holding’in veliahdının yanında yürümeye devam edeceksin." Tam arkasını dönüp perdeye yöneleceği sırada, koridorun diğer ucundaki yangın çıkışı kapısı yavaşça aralandı. Karanlığın içinden bize doğru bakan, elinde bir telefon tutan o gölgeyi gördüğümde donup kaldım. Telefonun kamerası doğrudan bize çevrilmişti.

Uygulamada reklamsız oku