MyStoryBölüm 4 / 8

Bölüm 4 / 8

EMPATİ ROBOT ARKADAŞI

EMPATİ ROBOT ARKADAŞI

Tuğçe evde yalnız kaldığında bileğindeki saate bakıp biraz içini karıştırdı. Akıllı saatlerden farklı neyi vardı anlayamadı. Saati gösteriyordu, bir köşede kalp atışları vardı. Attığı adım sayısını kaydeden bölümü vardı. Hava durumunu, takvimi gösteren kısımlar vardı. ‘’Seninle nasıl psikoloğummuşsun gibi konuşacağım ki?’’ dedi anlamamış hâlde.

‘’İşe geç kalma Tuğçe.’’ diyerek ayağa fırladı. Hızlıca kumaş pantolonunu ve uzun kolları olan gömleğini giyip boğazına kadar ilikledi. Sıcak havalarda bu şekilde giyinmekten nefret ediyordu. Mehtap Hanım ile konuşayım, saati kurcalayayım derken kahvaltı hazırlayıp yapacak vakti kalmamıştı. Dantel eldivenleri eline taktı. Saçlarını at kuyruğu yaptı, ayağına da babet giydi. Çantası omzuna çapraz asılı koştur koştur evden çıktı.

Dolmuş durağına giderken kolundaki saate baktı. ‘’Senin içini ameliyat eder gibi karıştırırken işe geç kalıyorsun deseydin ya!’’ diye sitem etti. ‘’Bugün bir aksilik olursa Eylem beni işsiz bıraktırır.’’ Nişanı olacak kızın nişanını bir an önce yapıp şımarıklığını geride bırakıp unutmak istiyordu.

Otobüs durağına varması, bineceği otobüsün gelmesi ve nişanın yapılacağı salona varması planlanan saatten bir saat gecikmesiyle olmuştu.

Dosyadan bugün için yapılacak listeyi çıkarıp kalemi eline aldı. ‘’Ben gelene kadar neler yapıldı biri anlatsın?’’ diyerek seslendi.

Ayşin koşar adım gelerek anlatmaya başladı. Hazırlıkların henüz başındaydılar. ‘’Tamam son hız devam durmak yok.’’ Tuğçe listedeki hiçbir maddeyi atlamamak için her zamankinden daha sıkı kontrol ediyordu.

İş için kullandığı telefon çaldığında arayan numarayla gözlerini devirse de, ‘’Buyurun Eylem Hanım!’’ derken sesi oldukça şirindi.

‘’Hazırlıklar ne durumda? Eksik yok değil mi? Dans ederken maytapların hepsi aynı anda yanacak ve yıldız şekli oluşturacak fakat ışıklar benim üzerimde olacak çünkü sevgilim için en parlak yıldız benim, bunu ayarlayabildiniz mi?’’

‘’Tabii Eylem Hanım hiçbir aksilik yok.’’ Tuğçe gözlerini devirdi. O yıldızdan aşağı atlamak istiyordu.

‘’Konuklara pasta yerine pembe pamuk şeker dağıtılacak biliyorsunuz unutmayın lütfen aşkımız pamuk şeker gibi tatlı herkes o tatlılığı hissetsin.’’

‘’Unutmadım Eylem Hanım, pamuk şekerler tam da şimdi salona getirildi.’’ diyerek yalan söyledi.

‘’Tamam, süper ben kontrol için yine ararım.’’

Tuğçe kapanan telefonu ısıracakken kendini son anda durdurdu. ‘’Biri beni pembe pamuk şekere sarıp yıldızlardan evrenin boşluğuna fırlatsın. Pamuk şekerler nerede?’’ diye bağırdı.

‘’Henüz gelmedi.’’ dedi Fatih kurdelesini bağladığı sandalyeyi düzeltirken.

‘’Aksilik olursa sizlerde benimle beraber o evrenin boşluğuna gelirsiniz.’’ Tuğçe kolundaki saatin titrediğini fark edince ekranına baktı. Kalp atışları normalin üzerindeydi. ‘’Bu benim işteki stresli halim rahat bırak titreyip durma.’’ dedi saate doğru. Kalp atışının yüksekliğine rağmen saat titreşimi son buldu.

‘’Aa beni dinleyip tepki veriyorsun çok güzel.’’ Yüzünde gülümsemesi hazırlıklara geri döndü.

Sandalyeler, masalar tek tek giydirilip gelin olacakmış gibi süslendi. Işıklar ayarlandı, maytaplar yıldız şeklinde olması için kim nereye yerleştirecek defalarca provası yapıldı. Hepsi anlık saniyeler içinde olacaktı. Işıklar kontrol edildi, müzik sistemi kontrol edildi. Tüm bunlar yapılırken Eylem tam on kez arayıp kontrol etti.

Tuğçe kolundaki saatin sık sık yanıp sönen ışığını görüyordu. Kalp atışı hızlandığı için sessizce uyarı veriyordu ama stres seviyesi nişan bitmeden normale dönmezdi.

Nişanın başlamasına yarım saat kalmasına rağmen pamuk şekerleri getirecek araç gelmemişti. Konuklar yerleşmişti, nişanlanacak çift bekleme odasındaydı. ‘’Nerede kaldı bunlar?’’ diyerek telefon elinde sürekli birilerini arıyordu.

Ayşin geldiğinde, ‘’Hepimizi delirtti.’’ diye sitem etti. ‘’Sürekli bir şeyleri kontrol edip değiştirmek istiyor.’’

‘’Pamuk şekerler yok.’’ dedi Tuğçe asıl sorunu hatırlatmak için. Telefon açıldığında, ‘’Neredesiniz?’’ diyerek biraz azarlarcasına konuştu.

‘’Yolda kaza yaptık.’’ diyen adamın sesi de stresliydi.

‘’Siz iyi misiniz?’’

‘’İyiyiz.’’

Tuğçe iyiyiz sözünü duyduktan sonra devam etti. ‘’Lütfen, pamuk şekerler de iyi de.’’

‘’Onlarda iyi ama gelemiyoruz.’’

‘’Aracı bırak taksiye falan sığdır hepsini gel. Gerekirse yoldan geçen bir aracı durdur.’’ Telefondan itiraz sesi yükselirken Tuğçe izin vermedi. ‘’Hemen dediğimi yap.’’ Telefonu kapattı. O pamuk şekerler gelmezse biterdi. Sayfalarının altına uzun bir şikayet yorumu yazılırdı ve anlaşmadaki maddeyi yerine getirmedikleri için aldıkları ödemeyi geri vermek zorunda kalırlardı bu da acısı yine kendinden çıkar demekti.

‘’Saat geldi.’’ diyen çalışanla iç çekti.

‘’Maytaplar eksiksiz olsun.’’ diyerek uyardı.

Salonun ışıkları kapandığında nişanlanacak çift geldi. Loş ışıklar altında dans ederken maytaplar hızlıca yerlerine konup yakıldı. Tavandan sarkan ışık sadece nişanlanacak kızın üzerindeydi. Yüzü gülüyordu ama bakışları etrafta eksik arıyordu.

Dansları bittiğinde birkaç müzik daha çaldı sonra yüzük takma merasimi başladı. Yüzükler takılırken Tuğçe gelen aracın haberini alınca koşarak salonun girişine gitti. Pamuk şekerleri getirecek kişi kutuları taksiye tepiştirerek sığdırıp getirmişti. ‘’Çok şükür.’’ diyerek rahat bir nefes aldı. ‘’Tam zamanında geldiniz.’’

Kutular el birliğiyle içeri taşınırken Tuğçe şirket kartıyla taksinin ücretini ödeyip faturayı aldı.

Yüzükler takılmıştı, kurdele kesilmişti. Nişanlı çift mutlulukların kutlayıp pastayı kesip birbirlerine yedirdi. Sıra pasta yerine konuklara pamuk şeker dağıtmaya geldi.

Tuğçe ilk kutunun kapağını açtı, sonra diğerinin sonra bir diğerini. Açtıkça ‘’Hayır’ hayır olamaz.’’ diyordu. Bütün pamuk şekerler mavi renkteydi.

En sonunda kendini yere bıraktı. ‘’Biz bittik.’’ dedi son nefesini veren biri gibi. Bileğindeki saat ışığını aralıksız yakıp söndürüyor, hiç durmadan titriyordu. Kalp atışları göğsünü parçalayacak kadar yüksekti.

‘’Bu tehlikeli.’’ diyen sesle başını kaldırıp karşısında duran sarışın kıza baktı. Kendisiyle aynı yaştaydı. Sarı saçları omzuna dökülüyordu. Yeşil bakışları açık tondaydı ve ışıl ışıldı. Pembe dudaklarında tatlı bir tebessüm vardı. Tanımıyordu! Personellerin olduğu yerde ne işi vardı? ‘’Sen kimsin? Buraya giremezsin.’’ dedi Tuğçe.

Genç kızın yüzünde gülümsemesi eli tokalaşmak için uzandı. ‘’Ben Aycan, senin empati robot arkadaşınım.’’

Uygulamada reklamsız oku