MyStoryBölüm 5 / 8

Bölüm 5 / 8

MAVİ PAMUK ŞEKER

MAVİ PAMUK ŞEKER

Tuğçe’nin bakışları karşısındaki sarışın kıza odaklanmıştı. İsmine Aycan demişti. Empati robot arkadaşınım demişti. Doğru mu duymuştu? Kesin tam bir kaosunu içine düştüğü için yanılıyordu. Karşısında bir insan vardı ve robotum diyordu. ‘’Dalga geçmeyi bırak ve hemen buradan çık.’’ dedi Tuğçe.

Aycan yüzündeki tatlı tebessümle bakmaya başladı. ‘’İnanması zor gelmiş olmalı. Yapay can bulduğum araştırma merkeziyle bir anlaşma imzaladın. Anlaşmaya göre üç ay dolmadan benimle arkadaşlığını sonlandırırsan şu an aldığın maaşı her ay kuruşu kuruşuna tam seksen yıl boyunca anlaşmayı imzaladığın şirkete ödeyerek tazminatı ödemiş olursun.’’

‘’Bu bir şaka olmalı.’’ Tuğçe saçlarının bozulmasını umursamadan karıştırdı.

‘’Tuğçe Hanım, pamuk şekerleri dağıtmamız gerekiyor geciktik.’’

‘’Bunların pembe olması gerekiyordu, mavi değil.’’ dedi Tuğçe bıkkınlık dolu sesiyle.

‘’Ama tadı aynı, rengin ne önemi var ki?’’ diyen Aycan ile Tuğçe, ‘’Sen çeneni kapa.’’ diyerek bağırdı.

‘’Bütün gün kalp atışların çok yüksekti arkadaşım bu zararlı.’’ Aycan’ın yüzünden gülümsemesi asla silinmiyordu.

‘’Gülme sinirlerimi bozuyorsun.’’ Tuğçe çöktüğü yerden kalktı. ‘’Dağıtın pamuk şekerleri sonra da fırçamızı yeriz.’’ diyerek çalışanlara söylendi.

Tuğçe olduğu odadan çıktığında Aycan peşinden gitti.

‘’Gelme peşimden.’’ diye bir kez daha bağırdı Tuğçe.

‘’Senden ayrılamam. Hareketlerini gözlemleyip empati geliştirmek üzere programlandım.’’

‘’Delireceğim.’’ Tuğçe oflaya oflaya salona döndü.

Pamuk şekerler dağıtılırken içerisi görmeye değerdi. Konuklar şaşkındı, çocuklara bayram olmuştu ama nişan yüzüğü yeni takılmış olan Eylem’in gözleri ateş saçmaya başlamıştı. ‘’Kesin kovulacağım.’’

‘’Pamuk şekerler pembe değil de mavi diye mi? İnsanlar böyle önemsiz detaylar için işinden kovulur mu?’’ Aycan gözlerini kırpıştırırken, dudakları tebessümle kıvrıktı.

‘’Yüzüme mutlu mutlu bakma.’’ Tuğçe’nin sözüyle dudakları aşağı kıvrıldı. Gözlerinde yapay yaşlar belirdi.

‘’Sen mutsuzken mutsuz olmam gerekiyor, anladım. Sen mutsuzken ben gülemem.’’

‘’Ağlama.’’ diye çıkıştı bu defa Tuğçe. ‘’Hem sen nasıl ağlıyorsun? Robot olsan ağlamazsın beni mi kandırıyorsun?’’

‘’Özelliklerim arasında yemek yemek bile var. İnsanlar benim robot olduğumu asla anlayamaz. Yemek yerim sonra yediklerimi aynı formda geri çıkarırım.’’

‘’İğrençleşme.’’ Tuğçe olduğu yerden uzaklaşmaya başladı. ‘’Beni de takip etme. Geldiğin yere geri gideceksin.’’ Birkaç adım daha attığında bileğindeki bileklik titredi, ekranda yazı belirdi.

‘Beni görmezden gelme arkadaşım.’

‘’Ben nasıl bir belaya düştüm?’’ Tuğçe Eylem ile nişanlısı Ekrem’in aralarında hararetli bir konuşma içerisinde olduğunu fark etmişti. Alacağı tepkiyi kabullenerek yanlarına yaklaştı. ‘’Bir isteğiniz var mı Efendim?’’ dedi.

‘’Sizden neden bir şey isteyelim ki?’’ diye sertçe konuştu Eylem. ‘’Bir pamuk şeker rengini bile doğru yapamadınız.’’

‘’Çok haklısınız Eylem Hanım ama aracımız gelirken kaza yaptı son dakika bunları ayarlayabildik.’’ Tuğçe durumu kurtarmaya çalışıyordu.

‘’Duydun işte hayatım kaza olmuş neden kasıtlı yapılmış olsun.’’ Ekrem de anlayışla karşılamıştı ama Eylem pek öyle değildi.

‘’Bilerek yaptılar işte, mutluluğumuzu kıskandılar. Kuaförde de aynısı oldu. Kadınlara bu yüzden güvenmiyorum. Kendilerinden daha güzel daha mutlu birini görünce kıskançlıktan el attıkları her şeyi kötüleştirmeye çalışıyorlar.’’

‘’Böyle bir durum söz konusu bile değil.’’ Tuğçe içindeki duyguları bastırmış nazikçe konuşmaya devam ediyordu. ‘’Her detayı istediğiniz gibi ayarladık sadece kaza olduğu için pamuk şekeri istediğiniz renkte dağıtamadık.’’

Ekrem nişanlısının elini tuttu. ‘’Hayatım mutluluğumuza odaklanalım. Bunlar küçük detaylar önemli olan biziz.’’

‘’Ne yani küçük detaylar diye ömrümce hatırlayacağım anları kötü mü yaşayayım? Bunu mu istiyorsun? Bana bunu mu layık görüyorsun?’’

‘’Neden sana kötü bir anı layık göreyim hayatım?’’ Ekrem gelen tepki karşısında gerildi. ‘’Gecemizin her detayı zaten mükemmel ama pamuk şeker pembe değil mavi diye mutsuz mu olalım?’’

‘’Aa tabi mavi olunca erkekliğini göstermiş oldun değil mi? Bu evlilikte benim sözüm geçecek diye mesaj verilmiş gibi geldi.’’

‘’Söylediklerine dikkat et.’’ dedi Ekrem.

‘’Özür dilerim Eylem Hanım bizim hatamız.’’ diyerek Tuğçe ortamı yumuşatmaya çalıştı.

‘’Sizin hatanız ama onun da işine geldi. Neden herkes beni kıskanıyor!’’

Ekrem oturduğu yerden kalktı. ‘’Bu kadarı da fazla ama. Seni neden kıskanayım? Sevmişim evlenmek istemişim ettiğin laflara bak!’’

‘’Sen benim gibi mükemmel birini asla bulamazdın bu yüzden kaçırmadan evlenmek istedin.’’ Eylem de ayağa kalktı. Bağırması etrafa yayılıyordu.

Ekrem yüzüğünü çıkarıp masanın üzerine bıraktı. ‘’Git senin egonu kaldırabilecek güçte bir erkek bul onunla evlen.’’ Arkasını dönüp çıkışa doğru yürüdü.

‘’Asıl ben seni istemiyorum.’’ diyen Eylem parmağındaki yüzüğü çıkarıp fırlattı. Salonun diğer kapısına doğru yürüdü.

Konuklar başlamadan biten nişanı izlerken mavi renkli pamuk şekerlerini yiyorlardı. Tuğçe işi bu işin kendilerine döneceği anı düşünüp dertleniyordu. ‘’Adam kurtuldu.’’ diyen nazik sesle Aycan’ı gördü.

‘’Sen hâlâ burada mısın?’’ dedi öfkeyle.

‘’Tazminatını öde ya da beni kabul et başka yol yok.’’ Aycan’ın dudaklarından insanlar gibi bir gülme sesi yükseldi. Dudakları tatlı tebessümle kıvrıktı.

Tuğçe alnına vurup ofladı. Mikrofonu eline aldı. Bu iş hayatında yarım bıraktığı üçüncü gecesiydi. ‘’Değerli konuklarımız nişan merasimi sonlanmıştır. Herkese iyi akşamlar dileriz.’’

Mikrofonu kapattığında konuklar bir bir gitti. Salon boşaldığında Eylem’in sandalyesine oturdu. Bitmiş halde başını masaya dayadı.

Bir saat…

İki saat…

‘’Tuğçe Hanım!’’ diyen tok sesle başını kaldırdı. Melih tam karşısında duruyordu ve biraz öfkeliydi.

Eylem hızlanan kalbiyle ışığı yanan saatini hemen diğer eliyle kapattı. Aycan’ın kikirdemeye benzer gülmesi sessizliği yarıp yükseldi.

Uygulamada reklamsız oku