Bölüm 4 / 50
İlk Çatlak ve Kaçış
"Bunu yapamayız."
Sözcükler boğazımdan yırtılırcasına, adeta bir cam kırığı gibi kanatarak çıkmıştı. Onu o geniş, sert göğsünden bütün gücümle itmeye çalıştım ama sanki taştan, aşılmaz bir duvara dokunuyordum. Kolları belimi daha da sıkı kavrayıp beni kendine yasladığında, aramızdaki o tehlikeli sürtünme zihnimdeki son mantık kırıntılarını da yok etmek üzereydi.
"Yapamayız mı?" Bir eli belimden usulca yukarı kaydı, parmakları saçlarımın arasına amansızca karıştı. Başımı hafifçe geriye doğru çekerek dudaklarımı ve boynumu tamamen savunmasız bıraktı. "O zaman neden kalbin şu an avuçlarımın içinde ölümü bekleyen çırpınan bir kuş gibi atıyor, Sienna? Neden tenin bana dokunmam için yalvarıyor?"
Gözlerindeki o koyu, vahşi girdap beni içine çekip yutuyordu. Direncim, tıpkı fırında fazla kalan, yanlış ısıya maruz kalmış bir seramik gibi derin çatlaklar vermeye başlamıştı. Dudakları dudaklarımı vahşi, cezalandırıcı bir açlıkla fethettiğinde, doğrular ve yanlışlar anlamını tamamen yitirdi. Ellerim istemsizce onun geniş omuzlarına tutundu, tırnaklarım ceketinin kumaşına geçti. Bu masum bir öpüşme değil, karanlık bir savaş ilanıydı ve ben, daha ilk cephede kendi silahlarımı yere bırakıp ona teslim olmuştum.
Dışarıdan gelen topuklu ayakkabı sesleri ve Chloe'nin neşeli kahkahası koridorda yankılanmasa, o banyodan asla çıkamayacaktık. Kendimi ondan zorla kopardığımda ikimiz de nefes nefeseydik. Yüzüme bakmadan lavabonun kilidini açıp dışarı süzüldüm. Masaya döndüğümde midem bulanıyordu. Yemeğin geri kalanını nasıl bitirdiğimi, onlarla nasıl vedalaştığımı hatırlamıyorum. 2014 model Polo arabama bindiğimde ellerim direksiyonda o kadar şiddetli titriyordu ki, anahtarı kontağa sokmam dakikalarımı aldı.
Evimin sessizliğine, o tanıdık güvenli alana sığındığımda bile nefes alamıyordum. Salondaki pencere kenarında duran, üzerine titrediğim Phalaenopsis orkidemin yanına gittim. Çiçeğin en altındaki yapraklardan biri kurumuş, sararmıştı. Tıpkı o yaprak gibi, kendi ellerimle kurduğum o düzenli ve sessiz hayatımın da köklerinden çürümeye başladığını hissediyordum. Tam o an telefonumun ekranı karanlık odada parladı. Bilinmeyen bir numaraydı. “Kaçmak sadece avcının iştahını kabartır, Sienna. İyi geceler.”