
İHANETİN ÇARKI
Başrol Sensin
Tek bir kural dışı dokunuş, kendi elleriyle kurduğu o güvenli ve sessiz hayatını, kız kardeşinin tehlikeli nişanlısının karanlık sırlarıyla paramparça etmeye yetecekti.
Kendi halinde bir görsel sanatlar öğretmeni ve seramik sanatçısı olan Sienna, insanlardan ve kaostan uzak dünyasını atölyesindeki çamurla şekillendirmektedir. Ta ki, kız kardeşi Chloe’nin haftaya evleneceği adam—acımasız, gizemli ve kusursuz milyarder Killian—atölyesinin kapısından içeri girene kadar. Başlangıçta sadece soğuk bir düşmanlık gibi görünen bu zıtlaşma, çok geçmeden nefes kesici, ahlak sınırlarını yerle bir eden ve boğucu bir tutkuya dönüşür. İki yetişkin kendilerini, yalanların, şantajların ve geri dönüşü olmayan ölümcül bir ihanet oyununun tam ortasında bulacaktır.
İlk 5 bölüm web'de ücretsiz · toplam 50 bölüm
1. Bölüm
Çamur ve Yırtıcı
Atölyenin içi fırının yaydığı o ağır, kavurucu sıcaklıkla doluydu. Dışarıdaki soğuk sonbahar rüzgarına inat, burası benim sığınağım, dünyadan saklandığım tek yerdi. Üzerimdeki bol, boya lekeleriyle dolu eski tişörtle çömlekçi çarkının başında oturmuş, ellerimdeki ıslak soğuk kile şekil vermeye çalışıyordum. Zihnim, yaklaşan düğünün stresiyle, kardeşim Chloe’nin bitmek bilmeyen hazırlık telaşıyla doluydu.
Çarkın o hipnotize edici, ritmik dönme sesini bıçak gibi kesen o kalın, tok sesi duyduğumda irkildim. "Çamura hayat vermek... Senin gibi zarif ve sessiz biri için fazla kirli bir iş değil mi, Sienna?"
Kafamı hızla kaldırdığımda onu gördüm. Atölyemin kapı pervazına yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Kardeşimin haftaya evleneceği adam. Killian. Üzerindeki o kusursuz kesim, gece yarısı mavisi takım elbisesi, buranın tozlu ve topraksı havasına tamamen tezattı. Simsiyah saçları, keskin çene hatları ve avını izleyen bir yırtıcıyı andıran o koyu renk gözleri... Varlığı, odadaki tüm oksijeni saniyeler içinde emip bitirmişti.
"Buraya girmemen gerekiyordu," diye fısıldadım, sesimin titremesini gizlemeye çalışarak. Çarkı yavaşlatıp ellerimi bir havluya sildim ama bakışlarımdan kaçamıyordum. "Burası özel alanım."
Ağır, kararlı adımlarla bana doğru yürüdü. Her adımında, burnuma dolan o pahalı, odunsu ve karanlık parfümü, fırının sıcaklığına karışarak nefes almamı zorlaştırıyordu. Tam önümde durduğunda, başımı kaldırmak zorunda kaldım. O kadar iri ve heybetliydi ki, gölgesi tamamen üzerime düşmüştü.
Eğilip, az önce kile buladığım parmaklarımdan birini, kendi uzun ve çıplak parmaklarıyla yavaşça kavradı. "Senin olan her alanın sınırlarını kimin belirlediğini sanıyorsun, Sienna?" diye fısıldadı. Sesi, tehlikeli bir melodi gibi kulaklarıma doldu. Başparmağı, bileğimdeki nabzın delicesine attığı o ince noktayı ezerken, tenime değen teni, arkamdaki fırından bile daha yakıcıydı.
Onu itmeliydim. Bağırıp onu atölyemden kovmalıydım. Ama yapamadım. Gözlerindeki o dipsiz karanlığa kilitlenip kaldığımda, başımın belada olduğunu ve bu belanın çoktan derime nüfuz ettiğini anlamıştım.





